Türk tenisinin yeni Kuzey Yıldızı: Zeynep Sönmez
Haberin Eklenme Tarihi: 19.01.2026 13:34:00 - Güncelleme Tarihi: 19.01.2026 13:37:00Türk tenisi, uzun zamandır beklediği o büyük kırılma anını Zeynep Sönmez ile yaşıyor. Ancak Zeynep'i sadece kazandığı kupalar veya çıktığı basamaklarla tanımlamak, onun hikâyesinin en önemli kısmını eksik bırakmak olur. O, sadece raket sallayan bir yetenek değil; disiplini, zihinsel dayanıklılığı ve "yeteneğin ötesindeki" karakteriyle kortlarda devleşen bir iradenin temsilcisi.
Avusturalya Açık’ta yaşananlar, spor sayfalarının sadece skor kısmına bakanların kaçıracağı türden bir detaydı. Maçın en kritik anlarından birinde, sıcaktan ve yorgunluktan bitkin düşen bir top toplayıcı gencin zorlandığını fark eden ilk kişi Zeynep oldu. Rakibi servis atmaya hazırlanırken Zeynep oyunu durdurdu, gencin yanına giderek ona su ikram etti ve görevli gelene kadar başında bekledi. O an tribünlerden yükselen alkış tufanı, atılan bir ace’den çok daha fazlası içindi. Bu hareket, Zeynep’in profesyonelliğinin altına gizlenmiş o derin empatiyi ve sporcu ahlakını simgeliyordu.
Tenisin sadece raket sallamaktan çok daha fazlası olduğunu her fırsatta gösteren Zeynep Sönmez’in bir günü; matematiksel bir disiplin, derin bir zihinsel hazırlık ve aile bağlarıyla örülü.
Zeynep’i "yeteneğin ötesine" taşıyan şey, sadece kazandığı kupalar değil; kortun içinde ve dışındaki o samimi duruşu. Zeynep için gün, korttan önce zihinde başlar. Sabahın erken saatlerinde uyandığında ilk yaptığı şey meditasyondur.
"Kendi programımı yaparken, kontrolümde olmayan birçok durum olduğunu biliyorum. Bu yüzden sabahları meditasyon yaparak güne zihinsel bir dengeyle başlamak benim için çok kıymetli."
Kahvaltının ardından geleneksel antrenman rutininden önce, kendine ait bir "kaçış alanı" yaratıyor: Boyama yapmak. Bu hobi, onun maçlardaki o meşhur odaklanma yeteneğinin gizli kaynağı olabilir.
Korttaki disiplin: "Annem benim fitness eğitmenim"
Zeynep’in fiziksel hazırlığı tam bir takım çalışması. En dikkat çeken detay ise fitness koçunun annesi olması. Haftalık programı adeta bir saat gibi işliyor:
- Haftada 3 gün: Maksimum direnç ve güç antrenmanları.
- Haftada 1 gün: Denge (proprioceptif) ve core bölgesi çalışmaları.
- Haftada 1 gün: Yüksek yoğunluklu HIIT egzersizleri.
Kortta ise sadece topa vurmuyor; her vuruşu zihninde canlandırıyor. Maçlardan önce hafifçe terleyene kadar ısınmayı ve müzik dinleyerek o "an"a girmeyi seviyor.
Zeynep’i diğerlerinden ayıran en ikonik görüntülerden biri, maç aralarında (changeover) kitap okuması. Zihinsel şiddeti bu kadar yüksek bir sporda, kitap sayfaları onun için bir "reset" düğmesi görevi görüyor.
"Tenisçinin baskıyla yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Sıralama, şampiyonluk, maç puanı... Bunlar hep olacak. Ben sadece elimden gelenin en iyisini yapmaya odaklanıyorum. O an en iyi turnuva hangisiyse ona gidip kendimi test etmek istiyorum."
Zeynep Sönmez’in bugünkü başarısı bir gecede gelmedi. İşte "Türkiye’nin gururu" olma yolundaki o kritik dönemeçler:
- İlk adımlar: Tenise 6 yaşında İstanbul’da başladı. Küçük yaşlardan itibaren disipliniyle antrenörlerinin dikkatini çekti.
- WTA tarihine geçiş: 2024 yılında Meksika’da düzenlenen Merida Open turnuvasında şampiyonluğa ulaşarak, Çağla Büyükakçay’dan sonra bir WTA 250 turnuvası kazanan ikinci Türk kadın tenisçi oldu.
- Grand Slam heyecanı: Roland Garros ve Avustralya Açık elemelerindeki dirençli oyunuyla, dünya klasmanında ilk 100 sınırını zorlayan (ve nihayetinde aşan) bir ivme yakaladı.
- Oyun stili: Kortun her yerine uzanan savunma yeteneği ve asla pes etmeyen "savaşçı" kimliği ile tanınıyor.
Zeynep Sönmez, sadece Türkiye’deki genç tenisçiler için değil, dünya genelindeki sporcular için de bir model teşkil ediyor. Onun hikâyesi; yeteneğin bir kapı açtığını ancak o kapıdan içeri girmeyi sağlayan şeyin karakter, nezaket ve disiplin olduğunu gösteriyor. Zeynep için kort, sadece bir rekabet alanı değil; aynı zamanda değerlerini sergilediği bir sahne. Ve görünen o ki, bu sahnede onun sergileyeceği daha çok büyük oyun var.
Zeynep, başarısını sadece fiziksel güce değil, inanca bağlıyor. Tarihî zaferlerinden sonra verdiği bir röportajda kullandığı şu ifadeler, onun karakterinin özeti gibi:
"Acıdan ağladığım anlar oldu oyun içinde ama 'Çılgın Türkler yapar' dedim ve devam ettim. Bu yol meşakkatli, çok seyahat etmeyi sevmiyorum ama bu yolu ben seçtim ve tüm zorluklarını kabul ederek yürüyorum."
Zeynep Sönmez için tenis, sadece bir skorboard sonucu değil; her gün yeniden kurulan bir disiplin ve nezaket köprüsü.
Zeynep Sönmez'in bu yükselişi, Türkiye'de tenisin bir "elit sporu" olmaktan çıkıp halkın her kesimine ilham veren bir başarı öyküsüne dönüşmesinin en somut örneğidir.