32 kupa, tek imza: Guidetti

Haberin Eklenme Tarihi: 5.05.2026 20:14:00 - Güncelleme Tarihi: 5.05.2026 20:19:00

2008'de İstanbul'a inen Giovanni Guidetti, önünde ne olduğunu bilmiyordu. Türkçesi yoktu, şehri tanımıyordu. Ama elinde bir şey vardı: öğretmek istediği bir voleybol felsefesi.

Modena, İtalya, 1972. Voleybol'un neredeyse bir din sayıldığı bu şehirde doğup büyüyen Giovanni Guidetti, babasının gözetiminde erken yaşlarda spora başlayan, gövdesi fazla ince, yeteneği fazla entelektüel olan bir genç sporcuydu. Antrenörlüğe geçişi kaçınılmazdı; 1995'te Spezzano'yu birinci lige taşıyınca İtalya'nın dikkatini çekti. O andan itibaren Almanya millî takımı, Hollanda, ABD Guidetti'nin kariyeri bir dünya turu gibiydi.

2008'de, Almanya millî takımıyla paralel olarak VakıfBank ile anlaşma imzaladığında İstanbul onu şoke etti. Kalabalık, gürültülü, öngörülemeyen bir şehir... Guidetti sonradan anlatacaktı: alışması uzun sürdü... Ama bir şey onu tuttu: Türk voleybolseverlerinin tribündeki ateşi ve kulübün altyapıya verdiği değer.

"Türkçem iyi olmasa da kendimi bu ülkenin parçası hissediyorum."

2008
VakıfBank'a başlangıç. Almanya Millî Takımı’yla eş zamanlı görev.

2010–11
CEV Şampiyonlar Ligi'nde namağlup şampiyonluk — tarihin ilk yenilgisiz takımı.

2012–13
Guinness Rekoru: 73 maç üst üste galibiyet. Sezon tüm kupaları kazanarak tamamlandı.

2013
Türk voleybolcu Bahar Toksoy ile evlilik. İstanbul artık gerçek anlamda ev.

2017–22
Türkiye A Millî Kadın Takımı'nı da üstlendi. Tokyo Olimpiyatları'nda çeyrek final.

3 Mayıs 2026
İstanbul'da Türk finali: Eczacıbaşı'nı 3-1 yenerek 7. CEV şampiyonluğu. VakıfBank ile 32. kupa.

Giovanni Guidetti, 2008 yılında VakıfBank’ın kapısından içeri girdiğinde, Türkiye’de voleybol seviliyordu ancak henüz bir "ekol" değildi. İtalyan teknik adamın getirdiği şey sadece taktik değil, "asla yetinmeme" felsefesiydi.

Guidetti’nin Türkiye serüveni, bir antrenörün bir takımı çalıştırmasından çok, bir ülkenin voleybol DNA’sını değiştirmesiyle eşdeğerdir. Salonun ışıklarını sabah açan, akşam kapatan; en küçük detay için saatlerce video analizi yapan bir figür düşünün. Bu disiplin, VakıfBank’ı bir "voleybol makinesine" dönüştürdü.

32 kupa, bir adam: Voleybol tarihinin en büyük koleksiyonu

FIVB ve CEV Şampiyonlar Ligi'nde en fazla kupa kazanan başantrenör unvanını taşıyan Guidetti, bu yedinci kez Ce Şampiyonlar Ligi’ni kazandı. Peki rakamlar inanılmaz ama arkasındaki planda ne var?

3 Mayıs 2026'da Ülker Spor ve Etkinlik Salonu'nda final düdüğü çaldığında tribünler ayağa kalktı. VakıfBank, ezeli rakibi Eczacıbaşı Dynavit'i 3-1 yenerek CEV Şampiyonlar Ligi'nde 7. şampiyonluğuna ulaşmıştı. Guidetti kenar çizgisinde duruyordu; 18 sezon önce geldiği yabancı bir şehirde şimdi 32. kupasını kaldırıyordu.

Avrupa'da kadın voleybolu liglerinin bu denli ağır yabancı oyuncu sınırlamalarına rağmen VakıfBank'ın bu başarıyı elde etmesi ayrıca dikkat çekici. Guidetti, özellikle final öncesi açıklamalarında bu konunun altını çizdi: "İtalyanlar Dörtlü Final'e çok daha kolay yoldan geldi; yabancı oyuncu kotası Türkiye'den çok daha serbestti." Buna karşın namağlup şampiyon olmak, salt teknik bir üstünlüğün işareti.

Bu sezon VakıfBank'ın mottosuydu "yeniden doğuş." Guidetti sezon başında takımın ciddi bir dönüşüm geçirdiğini kabul etti: kaptan değişmişti, deneyimli oyuncular ayrılmıştı. Sezon başı hedef kupadan çok altyapı oluşturmaktı. Ama Guidetti'nin "Her sezon bir sonrakini besler" felsefesiyle hareket eden anlayışı bu kez de mucizesini gerçekleştirdi.

Zehra Güneş turnuvanın en değerli oyuncusu seçildi. Boskovic ise final four MVP’si… İki yıldır takımın kaptanlığını üstlenen Güneş, 2026 kupasını farklı bir olgunlukla kaldırdı. Finalde Tijana Bošković ve Marina Markova da sahnenin merkezindeydi. Bu isimlerin yanında Derya Cebecioğlu ve Cansu Özbay gibi VakıfBank altyapısından yetişmiş iki isim de bu finalde oynaması ayrıca anlamlıydı.

VakıfBank, CEV Şampiyonlar Ligi’nde 7. kez zirveye çıkarak sadece bir kupa kazanmadı; bir hanedanlık ilan etti. Bu şampiyonluk, rakiplerin kadro derinliği veya bütçeleri ne olursa olsun, VakıfBank’ın "kazanma kültürünün" her şeyin üzerinde olduğunu kanıtladı.

Guidetti’nin oyun içindeki hızlı reaksiyonları ve "Triple-Block" kurguları, modern voleybolun referans noktası hâline geldi. 7. şampiyonluğa giden yolda, birçok maçta geriden gelerek kazanılan setler, Guidetti’nin oyuncularına aşıladığı o meşhur "pes etmeme" ruhunun sonucuydu.

Bir antrenörün bir kulüple 32 kupa kazanması, modern profesyonel sporda neredeyse imkânsız bir istatistiktir. Bu başarı; Türkiye Ligi, Türkiye Kupası, Şampiyonlar Ligi ve Dünya Kulüpler Şampiyonası kupalarıyla dolu devasa bir koleksiyon demek.

Guidetti’nin başarısının sırrı, her sezon değişen oyuncu kadrolarına rağmen oyun sistemini koruyabilmesidir. Gözde Kırdar’dan Zhu Ting’e, Haak’tan Bosetti’ye kadar dünyanın en iyi oyuncuları onun elinde daha da parladı. 32 kupa, sadece bir sayı değil; Guidetti’nin her sabah aynı tutkuyla işine âşık olmasının bir sonucudur.

Sultanların kreşi: VakıfBank altyapısının sırrı

Türkiye'nin en güçlü kadın voleybol altyapısı neye benziyor? Zehra Güneş'ten Ebrar Karakurt'a, Derya Cebecioğlu'ndan Ayça Aykaç'a… Bu isimlerin ortak noktası sarı-siyahlı bir forma.

VakıfBank'ın altyapısı rastlantıyla bu kadar güçlü değil. Kulübün kendi voleybol okulu var. "Topluma faydalı birey, Türk voleyboluna yetenekli sporcu yetiştirme" sloganıyla faaliyet gösteren bu yapı, yıllar içinde Türk kadın voleybolunun en büyük yetiştirme tesislerinden birine dönüştü.

Zehra Güneş, 12 yaşında VakıfBank altyapısına girdi. Boşnak asıllı İstanbullu bu genç kız için voleybol bir aile meselesi değildi. Kardeşleri İrem Nur ve Mina da zamanla bu yola girdi ama Zehra'nın sıçrayışı bambaşkaydı. Yıldız ve genç kategorilerinde art arda Türkiye şampiyonluğu; kiralık olarak İstanbul Büyükşehir Belediyespor, ardından Beşiktaş ve 2017'de VakıfBank A Takımı'na dönüş. Bugün CEV Şampiyonlar Ligi'nin en değerli oyuncusudur.

Derya Cebecioğlu ise altyapıya 14 yaşında girdi. 2018 U20 Avrupa Şampiyonası'nda "En İyi Smaçör", 2019 U20 Dünya Şampiyonası'nda "En Skorer Oyuncu"… Bu ödüller, VakıfBank altyapısının dünya çapındaki standartlarını gözler önüne seriyor.

Bu isimlerin hepsi Guidetti ile çalışmanın izlerini taşıyor. İtalyan antrenörün yöntemi salt teknik değil: oyuncularının hem fiziksel hem zihinsel gelişimini izleyen, takım ruhunu vurgulayan ve her oyuncuyu 14 kişilik kadroda bir sistem bütünü içinde değerlendiren bir anlayış. 2012-13 sezonunda tüm 14 oyuncuyu maçlarda kullanan Guidetti, bu yaklaşımın simgesidir.

Altyapının önemli boyutlarından biri de uluslararası gençlik kategorilerindeki başarılar. VakıfBank'ın yetiştirdiği oyuncular Türkiye'nin millî takım omurgasını oluşturuyor; bu da altyapı-A takım-millî takım döngüsünü sağlıklı tutmanın ta kendisi.

"Bir kulüp sadece kupalarla değil, yetiştirdiği oyuncularla ölçülür."

VakıfBank’ın alt yapı organizasyonu, bugün dünyanın en iyi voleybol akademilerinden biri olarak kabul ediliyor. Guidetti, bu sistemin hem denetleyicisi hem de ilham kaynağı.

Çünkü A Takım’da oynayan sistemin aynısı, minik takımlarda da öğretiliyor. Bu sayede bir oyuncu yukarı çıktığında adaptasyon sorunu yaşamıyor. VakıfBank Spor Sarayı, sadece bir antrenman alanı değil; spor bilimi ve voleybolun birleştiği bir laboratuvar. Zehra Güneş gibi dünya yıldızlarının bu sistemden çıkması bir tesadüf değil, Guidetti’nin "Her oyuncu geliştirilebilir" mottosunun bir ürünüdür.

“Yarının Sultanları”: Guidetti'nin Türkiye'ye bıraktığı miras

Bir antrenörün mirası kupalardan ibaret değildir. "Yarının Sultanları" projesi, Türkiye'nin dört bir yanında kız çocuklarına voleybol topunu tanıttı. BM ödüllü bu girişim, belki de 32. kupadan daha kalıcı.

Guidetti'nin bir kişisel projesi var; dünyada fazla konuşulmamış ama Türkiye'de derin izler bırakmış. "Yarının Sultanları" adını verdiği sosyal sorumluluk girişimiyle Anadolu'nun uzak köşelerine voleybol götürdü. Bitlis'ten başlayan bu yolculukta kız çocukları voleybol topunu ilk kez tuttu, okul formalarıyla antrenmana geldi.

"İlk etap için Bitlis'teydik. Kız çocukları öyle hızlı öğreniyor, birbirlerine o kadar güzel destek oluyorlardı ki voleybolu sevmeye başladıklarını hemen hissediyordunuz!"

Bu çaba Birleşmiş Milletler tarafından ödüllendirildi. Gençlik ve Spor Bakanlığı da desteğini verdi. Guidetti, kupalar dışında Türkiye'ye bir şeyler verme sorumluluğunu hisseden bir insan. "10 yıldan uzun süredir Türkiye'deyim. Burası bana hayatımın en güzel anlarını verdi" diyerek şehir şehir dolaşıp aileleri ikna edip kız çocuklarını önce topluma sonra voleybola kazandırdı.

Guidetti aynı zamanda 2017-2022 yılları arasında Türkiye A Millî Kadın Takımı'nı da çalıştırdı. Tokyo Olimpiyatları'nda Türkiye'yi çeyrek finale taşıdı. Ülkenin olimpik voleybol tarihindeki en büyük başarılardan birini bizlere yaşattı. Millî takımda geliştirilen oyuncuların büyük çoğunluğu VakıfBank altyapısından geliyor. Bu örtüşme tesadüf değil, tasarım.

Bugün 53 yaşında olan Guidetti, 2026 şampiyonluğunun ardından süregelen bir soruyla karşı karşıya: daha ne kadar? VakıfBank'taki 18. yılını tamamlayan antrenör için cevap belirsiz. Ama Türk voleybolu onun bıraktığı izleri taşımaya uzun süre devam edecek. Zehra Güneş'in blokunda, Derya Cebecioğlu'nun smaçında, Cansu Özbay'ın pasında Guidetti her zaman orada bir yerde olacak.

Giovanni Guidetti, Türkiye’ye geldiğinde bir "yabancı antrenör" idi. Bugün ise bizden biri, bir voleybol profesörü ve VakıfBank efsanesinin baş mimarı. 7 Şampiyonlar Ligi kupası ve 32 kupa, onun başarılarını anlatmak için kullanılan rakamlar. Ancak onun asıl mirası, binlerce genç kızın voleybolcu olma hayalini gerçeğe dönüştüren o sarsılmaz sistemdir.

Türk kadın voleybolu dünyada "Voleybol Ülkesi" olarak anılıyor artık. Bu unvanın altında Eczacıbaşı, Fenerbahçe, Galatasaray gibi köklü kulüplerin emeği var elbette ama VakıfBank'ın ve özellikle Giovanni Guidetti'nin payı, rakamların çok ötesine geçiyor. Bir İtalyan, İstanbul'a geldi ve bir miras bıraktı…