Elif Engür: “Çocuklara anlatmak istediğim şu: Yapabilirsiniz!”

Haberin Eklenme Tarihi: 5.10.2026 09:40:00 - Güncelleme Tarihi: 5.10.2026 09:44:00
"Voleybol Güncesi" serisinde 12-14 yaşlarındaki genç sporcuların dünyasını kaleme alırken çıkış noktanız ne oldu? Spor disiplinini arkadaşlık bağları ve çocuk psikolojisiyle harmanlama fikri nasıl gelişti?

Takım sporunu hayatın bir provası olarak görüyorum. Hayatlarının başlangıcındaki çocuklara çalışmayı, empati kurmayı ve “ben” yerine “biz” diyebilmeyi; gerçek başarının da ancak böyle bir anlayışla geleceğini anlatmanın en güzel yolu, bir takım sporu hikâyesiydi.

“Bugün Maç Yarın Sunum” kitabında Aylin sahada takım kaptanı olarak çok cesurken sınıfta sunum yapmaktan korkuyor. Çocuklara kaygıyla başa çıkmayı spor üzerinden anlatma fikri nasıl ortaya çıktı?

Alıştığımız konularda daha cesurken, başımıza ilk defa gelen konularda çok daha kaygılı olabiliyoruz. Bu durum her yaşta başımıza gelebilir. Bunun normal olduğunu kabul edip kaygılarımızla yüzleşerek, hayatta en iyi bildiğimiz yerden kopya çekerek kaygılarımızın üstesinden gelebiliriz. Çocuklara bunu anlatmak istedim: Kaygını kabul et, rahatla, çalış, elinden geleni yap, sonucu keyifle izle!

"Bugün Maç Yarın Sunum" kitabında voleybolun tarihi, kuralları ve Selim Sırrı Tarcan gibi önemli detaylar kurguyla çok uyumlu ilerliyor. Bu bilgileri çocukları sıkmadan hikâyeye yedirirken nelere dikkat ettiniz?

Asıl yapmak istediğim buydu. Yaptığınız şey hakkında bilgili olmak, konu hakkında emek vermiş geçmişteki insanların ne şartlarda neleri göze aldığını bilmek bence çok kıymetli. Bunları çocuklara anlatırken eğlenceli bir yol bulmam gerekiyordu. Bu şekilde daha hevesle okuduklarını ve bilgilerin daha kalıcı olduğunu biliyorum. Bir sunum hikâyesiyle bu bilgileri harmanlamaya çalıştım.

“Daha farkında, vicdanlı ve paylaşımcı insanlara ihtiyacımız var”
İkinci kitapta Tayfun Hoca "Voleybolda bencilliğe yer yoktur" diyerek bu branşın diğer sporlardan farkını vurguluyor. Takım ruhunun ve dayanışmanın önemini çocuklara aktarmak sizin için neden bu kadar kıymetliydi?

Çocuklar, geleceğin yetişkinleri. Dünyada olan olaylar beni endişelendiriyor. Ve bu kötü olayların temelinde “bencillik ve sadece ben duygusu” yok mu? Daha zeki insanlara değil, daha farkında, vicdanlı ve paylaşımcı insanlara ihtiyacımız olduğunu görüyorum. Bugünün çocuklarının geleceğin yöneticileri, iş insanları ve doktorları olacağını düşünürsek, çocuklara bu değerleri öğretmek önceliğimiz olmalı.

Aylin'in "Vazgeçmek Yok" kitabındaki sakatlık süreci okurlara pes etmemeyi ve içsel gücü öğretiyor. Çocuklara pes etmemeyi, mücadeleyi ve takım dayanışmasını aktarırken hangi mesajları öne çıkarmak istediniz?

Kendi çocuklarıma da bunu söylerim: “Başaranlar çok çalışanlar değil, vazgeçmeyenlerdir.” Vazgeçerseniz hiçbir şeyin anlamı olmuyor, her şey yarım kalıyor… Önce hayal kuracaksınız, sonra çalışacaksınız vazgeçmeden, pes etmeden, yardımlaşarak emek vereceksiniz böylelikle her şey çok daha tatmin edici oluyor. Peşinden zaten başarı geliyor.

“Hikâyeleri yazarken gerçek bir voleybolcunun bu işe dâhil olması benim için çok önemliydi”
Üçüncü kitapta millî voleybolcumuz Zehra Güneş hikâyeye dâhil oluyor ve kitabın sonunda çocuklara bir mektup bırakıyor. Gerçek ve başarılı bir sporcunun kurgusal bir dünyada çocuklarla buluşması okurlara nasıl bir mesaj veriyor?

Bu hikâyeleri yazarken gerçek bir voleybolcunun bu işe dâhil olması benim için çok önemliydi. Sayın Zehra Güneş, voleybol dünyasında çok büyük bir isim ve bizi destekleyerek güzel bir iş yaptığımızı, yazılanların gerçek voleybol dünyasında yaşananlar olduğunu vurgulamış oldu. Çocuklara bir mektup yazdı. Çok samimi ve içten bir mektup… Çocukların her kelimesini ne kadar dikkatle ve heyecanla okuduklarını düşününce, “İyi ki böyle bir mektuba yer vermişiz” diyorum. Çünkü Zehra Güneş’in mektubundan daha gerçek başka bir şey olmazdı diye düşünüyorum. Çocuklara etkili bir sürpriz oldu.

Kitaplarda Saraybosna’nın tarihi ve yemeklerinden voleybolun teknik terimler sözlüğüne, hatta fiziki sağlıktan mental sağlığa kadar pek çok öğretici unsur yer alıyor. Bu tür zengin bilgileri hikâyenin akışını bozmadan çocuklara aktarırken nelere dikkat ettiniz?

Çocukları sıkmamaya, gereksiz bilgi vermemeye çok dikkat ettim. Anlatılanların hikâye içinde uyumlu olması da çok önemli. “Bu bilgi burada neden var?” denmemeli. Hikâyenin bütünü benim için çok önemli. Bütününde hem öğretici hem eğlenceli hem de akıcı olmalı. Bunu sağlamak için oldukça emek verdiğimi söyleyebilirim.

VakıfBank Midi Voleybol Takımı’ndaki kız çocuklarının bu ilham verici yolculuğunun, voleybola başlamak isteyen veya günlük hayatta kendi engelleriyle mücadele eden çocuklara nasıl bir cesaret vermesini umuyorsunuz?

Tek amacım bu. Ben de bir zamanlar çocuktum. Bu duyguları ben de hissettim, belki de pek çok şeyi yapmama da engel oldular. Çocuklara anlatmak istediğim şu: Yapabilirsiniz! Korkmayın; çalışıp, emek verip vazgeçmezseniz yapamayacağınız bir şey yok. Hayat ancak bu şekilde anlamlanır. Bunları yaparken de en önemli şey, insani değerleri unutmamak. Çünkü sadece başarılı olmak yetmez. Mutlu ve huzurlu olmazsanız başarının da anlamı olmuyor.