22 May 2024

Dijital transformasyon ve yeşil, güvenilir bir dünya

ID teknolojisi ve çeşitli yazılımlarla basım yayından sağlık ve güvenliğe kadar pek çok alanda önemli atılımlar yapan Konica Minolta Türkiye’nin faaliyetlerini, hedeflerini Genel Müdür Mustafa Yılmaz’dan dinledik.

17 Nisan 2024’te İstanbul Avrasya Teknoloji Merkezi'nin açılışını gerçekleştirdiniz. Bu merkez hakkında neler söylemek istersiniz?

Bu merkezimizin bahsettiğiniz gibi iki hafta önce resmî açılışını yaptık. Merkezimiz, içinde bir adet ışık ve renk ölçüm laboratuvarı bulunan, üç farklı iş koluna ait müşteri deneyim merkezleri bulunan, şu anda yedi farklı iş biriminin ofislerinin olduğu, 50'den fazla markanın olduğu Konica Minolta çatı markasının altındaki alt markalarımızla birlikte 100'den fazla çözüme yönelik yazılımın müşterilerimize sunulduğu ve toplamda da 300'den fazla donanım modelinin bulunduğu bir teknoloji kampüsü. Teknoloji ekosisteminin yaratmış olduğu Avrasya Teknoloji Merkezi’ni, sadece Türkiye'nin değil, EMEA bölgesinin de bir üssü konumunda, İstanbul'da konumlandırdık. Böylelikle EMEA bölgesindeki tüm distribütörlerimiz ve Konica Minolta ülkelerinin faydasına sunmuş olduk.

Konica Minolta Türkiye, Türkiye'nin ve bölge üreticilerinin “Endüstri 5.0” hedeflerine ulaşmaları adına güvenilir bir iş ortağı olmayı hedefliyor. Bu bakış açısı doğrultusunda ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?

Konica Minolta’nın global filozofisi, felsefesi değer yaratmak üzerine kurulu. Bu değer yaratımını yaparken aslında insanlara görüntüleme yapabilmeyi merkezine alıyor. Optik teknolojilerin hemen hemen tüm ticari noktalarında bir ürünü veya hizmeti olan bir firmadan bahsediyoruz. Temeli çok geçmişe dayalı, 150. yılını geçen sene kutladık Konica Minolta’nın. Bu bağlamda Konica Minolta Türkiye olarak bizim iki misyonumuz var. Daha yeşil ve güvenli bir dünya sloganıyla faaliyetlerimizi özetlemeye çalışıyoruz. Yaptığımız tüm işlerde, tüm iş birimlerimizde aslında bu iki hedeften bir tanesini seçmesini ve ona yönelik somut adımlar atmasını istiyoruz. Sizin bahsettiğiniz “Endüstri 5.0” daha güvenli bir dünya yaratımının uygulaması aslında. Bunun bir diğer ayağı daha yeşil bir dünya. Daha yeşil bir dünyayı da dijital transformasyonla sağlamaya çalışıyoruz. Dijital transformasyon iş biriminin altında ofis makineleri, ofis tipi yazıcılarımız ve kurumsal içerik yazılımlarımız var. Bunun dışındaki beş tane iş birimimiz, aslında Türkiye'deki üreticilerin “Endüstri 5.0” hedeflerine ulaşabilmeleri için oluşturulmuş departmanlardır. Bu departmanlarda AI destekli uygulamalarımız mevcut. Donanımı, yazılımı ve çözümü birlikte sunabiliyoruz. Tabii bunların başında profesyonel ve endüstriyel baskılama iş birimimiz geliyor. Bunun dışında yine “Endüstri 5.0”in olmazsa olmazı video güvenlik ve analiz çözümlerimiz var. Aynı şekilde ışık ve renk ölçüm cihazlarımız, “Endüstri 5.0”in destekçisi bir iş birimi olarak faaliyet gösteriyor.

Dijital transformasyonla geleceği daha güvenilir hâle getirmek…
Konica Minolta’nın gelecek vizyonunu da sizden dinlemek isteriz.

Konica Minolta Türkiye olarak hedefimiz; daha yeşil, sürdürülebilir ve güvenli bir dünya yaratmak. Hep B2B çalışıyoruz, yani ticari kurumsal müşterilere yönelik ürünlerimiz var. Direksiyon kullanıcıya hitap eden ürünümüz olmadığı için tüm gücümüzle iş yerlerinin çalışan sağlığı açısından ve üretim kalitesi açısından daha güvenli, firelerin çok daha az olduğu, “kağıtsız ofis” yaklaşımının benimsenebildiği, çeşitli yazılımlarla bilginin kıymetinin daha fazla ön plana çıktığı ve bu bilgiyi kurum içinde faydalı hâle getirip ekonomik bir anlam taşıyabilecek bir noktaya götürebilecek yazılımlar sunmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla dünyadaki değer yaratmak felsefemize Türkiye içinde de daha yeşil ve güvenli bir iş ortamı sunma gayretiyle hareket ediyoruz.

Tabii bunları yaparken iki tane çok önemli desteğimiz var. Bir tanesi Konica Minolta’nın altı global değeri. Bu altı değer, iş prensiplerimizi ve yaptığımız tüm aksiyonları belirliyor, davranış şekillerimizi oluşturabilmemizde bize rol model oluyor. Aynı şekilde biz Türkiye içerisinde de Environmental, Social and Government ilkeleri -yani çevre sürdürülebilirlik politikaları doğrultusunda hareket ediyoruz. Bu anlamda çevreyle ilgili zaten üzerimize düşen somut kâğıtsız ofis yaklaşımımızla kâğıt baskıyı minimuma indirmeye çalışıyoruz. Ortalama ofis büyüklüğündeki bir firmanın kâğıt tasarrufu 10 ağaca denk geliyor her ay için. Yani 100.000 A4 tüketen bir firma 10 ağacın her ay gezegenimizden azalmasına neden oluyor. Bunu minimuma indirmeye gayret ediyoruz.

Şirket içinde bilhassa pozitif bir kadın istihdamı sürecimiz var. Kadın istihdamını desteklemek için elimizden gelen her gayreti gösteriyoruz. Yeni bir pozisyon açıldığında kadın adaylara öncelik tanıyoruz. Şu anda şirket içinde dört kadın yöneticimiz var ve Avrupa'da da bu sayı gayet iyi bir noktada. Avrupa’daki diğer Konica Minolta’lara kıyasladığımızda da kadın yöneticilerimiz gerçekten çok aktif rol alıyor.

Bir de gençlere yönelik bir kampüs niteliği taşıyoruz. Merkezime teknoloji kampüsü dememizin asıl anlamı bu. Teknoloji kampüsünde gerçekten genç istihdamına destek vermek, gençleri teknolojiyle buluşturmak istiyoruz. Bu kapsamda yeni bir MT programı açıkladık. 30 tane genç üniversiteli arkadaşımızı alırken hiçbir şart aramıyoruz. Sadece yabancı dil, teknolojiye ilgi ve üniversite mezuniyeti şartımız var. Bu özellikleri olan gençleri istihdam edip, burada iki yıllık bir teknoloji inovasyon programına tabi tutup onları şirketimizin çeşitli departmanlarında, hatta mümkünse yurt dışındaki diğer Konica Minolta’larda istihdam etmeyi hedefliyoruz.

Daha yeşil bir dünya için çalışmayı kendimize bir görev addediyoruz

Peki, bu bahsetmiş olduğunuz ilkeler doğrultusunda atmış olduğunuz adımları biraz daha detaylandırabilir misiniz? Sürdürebilirlik, kâğıt kullanımındaki tasarruf hususunda ne tür faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

Bizim ana faaliyet kolumuz tabii baskı teknolojileri. Baskı teknolojilerinin içerisinde kumaşa baskı yapan tekstil baskı makineleri de var. Bunların üretimi, teknik servisi, makinelerin üretimi de Konica Minolta tarafından yapılıyor. Tekstil baskıdan tutun, klasik matbaa makinelerine kadar dijitalleştirilmiş bir şekilde donanımlar sunabiliyoruz. Profesyonel baskılamadan ozalitçilerin, kopya merkezlerinin kullanımına sunduğu baskı makinelerine kadar çok çeşitli baskı teknolojilerimiz mevcut. Bunların içinde en önemli ticari yüzdeyi alan ise ofis tipi baskı makinelerimiz. Bugün Türkiye’de ofis tipi baskı makinelerinde pazar lideri durumundayız ve ofislerde bildiğiniz anlamdaki baskı makinelerinin birçoğu Konica Minolta tarafından sunuluyor. Tabii bu bizim geçmişten beri yaptığımız, ticari faaliyetlerimizi sürdürdüğümüz bir iş. Ancak bunun çevreye minimum zararı olabilmesi için “optimize print servisleri” diye adlandırdığımız bir programımız var. Bu program sayesinde hedefimiz müşterilerimizin baskı adedini azaltmayı hedefliyoruz.

Bilhassa pandemiden sonra %30’a yakın bir tasarruf yapabildik müşterilerimizle. Bu, bugünkü durumumuz. 2050 vizyonumuzda ise ofislerde kâğıt baskıyı tamamen sıfırlamak istiyoruz. Üç sene önce Türkiye’de Ankara merkezli bir yazılım firmasının “Trustee” isimli bir kurumsal içerik yönetimi yazılımına stratejik ortak olarak katıldık. Technokent’teki geliştirilmiş bu yazılımı şu an Konica Minolta müşterilerine sunabiliyoruz. Kendi teknik ekibimizin de desteğiyle AI destekli bir yazılım hâline getirdik. Bu yazılım, uçtan uca bir kopyanın alınmasındaki tüm süreçleri tarıyor. Firmaların, kurumların ne nedenle kopya aldığını öncelikle tespit ediyor. Kopya alınmadan bu hizmet nasıl yapılabilirdi? Bu soruyu yazılımsal anlamda analiz ediyor. Örneğin fatura basımı, şirket içindeki bir masrafın onay süreçleri veya kalite kontrol süreçleri gibi durumlarda birtakım dosyalamalar yapılıyor. Gümrük firmalarına özel bir takım gümrük dosya takibi, hukuk firmalarına özel yazılımlarımızla beraber 2050 yılına kadar kâğıt baskıyı ortadan kaldıracak, ofislerin tamamen dijital hâle gelmesini sağlayacak çalışmalar yapıyoruz. Dolayısıyla sürdürülebilirlik ve daha yeşil bir dünya için çalışmayı -tabii bu bizim için bir ana faaliyet konumuzla çok ilintili olduğu için- kendimize bir görev addediyoruz. Tüm ticaretimizin bir parçası gibi görüyoruz ve bu noktaya odaklanıyoruz.

Gençler için bir kampüs
Özellikle vurguladığınız ilkelerden bir diğeriyle ilgili olarak gençlerin teknoloji kampüslerinde nelerle karşılaştığına yönelik bize bilgi verebilir misiniz? Gençlere neler sunuyorsunuz?

Türkiye olarak genç nüfusu Avrupa'da şu anda en fazla olan ülkeyiz. Türkiye'nin ortalama yaşı yanılmıyorsam 30 ile 35 arasında şu anda ve genç işsizliği çok üst sıralarda. Bu istatistiğin yanında diğer tarafta Konica Minolta gibi teknoloji firmalarının aslında istihdama ne kadar zorlanarak ulaştığı konusu var. Yani bir tarafta elimizde böyle bir kaynak; diğer tarafta ise teknik donanımla ve eğitimle desteklenmiş, üretim yapmaya hazır kalifiye insan eksikliği var. Hem en azından kendi sektörümüzle ilgili bu açığı kapatmak hem de gençlere destek verebilmek adına Teknoloji İnovasyon Programı’nı oluşturduk. Bu programın bir uzantısı da bugün içinde bulunduğumuz Avrasya Teknoloji Merkezimiz. Teknoloji Kampüsü olarak adlandırıyoruz biz bunu.

Bu sektörle ilgili optik teknolojileri alanında çalışmak isteyen tüm gençlerin veya profesyonellerin kendini geliştirebilecekleri çok çeşitli uygulamaları içinde barındıran bir ortam yaratmak hedefiyle yola çıktık. Bugün itibariyle -aslında iki senelik uzun bir sürecin sonunda- bu hedefimize ulaşmış olduk. Kampüsümüzdeki ve programımızdaki gençlerin hangi üniversiteden, hangi bölümden mezun olduğunun hiçbir önemi yok. Çünkü teknoloji ekosistemi içerisinde satış-pazarlama departmanını barındırıyor, insan kaynakları departmanını barındırıyor. İdari departmanları barındırıyor, lojistik departmanı planlamayı barındırıyor. Tabii ki bunlar destek departmanları, bir de işin kendisi var.

İşin kendisindeki mühendislik, sunulabilecek çözümler, ARGE çalışmaları gibi işin mühendislik tarafı ve işin ana unsurları ile bu bahsettiğim destekleyici unsurların beraber hareket etmesi gerekiyor. Dolayısıyla bir kişi kendi kişisel özelliklerine ve kendi teknik donanımına göre muhakkak bu ekosistemin bir parçası olabilir. Bunu sağlamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla ille çok teknik olarak donanımlı, üst seviyede bir mühendis olmasına gerekmiyor. Zaten teknoloji ekosistemi dünyanın aslında Avrupa’da ve bilhassa Amerika’da teknolojinin bu kadar tabana yayılmasının, toplumun içine entegre olmasının esas nedeni de bu. Sadece mühendis ile veya teknik bilgi ile olabilecek bir şey değil.

Biz burada bu ortamı yaratıp Türkiye için bir örnek teşkil etmek istiyoruz. Gençlerimizin teknolojinin her alanını, ekonomisini, finansını, teknoloji üretmekten aslında çok farklı bir şey değil. Burası bir klasik hizmet sektörüne göre finansı da farklı. Teknoloji sektörünün takip edilmesi gereken, incelenmesi gereken makro veriler de farklı. Lojistik şekli de çok farklı. Biz yazılım satışından bahsediyoruz. Lojistiğinin elle tutulur bir donanımı yok. Bunun lojistiğinin sağlanması klasik hizmet sektöründeki veya otel sektöründeki lojistikten de farklı. Dolayısıyla tamamen farklı bir konseptten bahsediyoruz ve ilgisi olan, merakı olan herkesin bu konseptin bir tarafında yer alabileceğine inanıyoruz. Dolayısıyla böyle bir ekosistemle gençleri desteklemeye çalışıyoruz biz de.

Elif Özkan

MSGSÜ Sosyoloji Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans eğitimi aldı. Tercüman’da editör olarak çalışıyor. İstanbul’da yaşıyor.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...