13 May 2024

Okuma iptilası mı? Kitap fetişizmi mi?

Sözlü anlatımdan yazılı metinlere geçiş, romanların ortaya çıkışı ve ardından gelen okuma serüvenindeki değişimler ile bugün dijital mecraların çoğalması karşısında gösterdiğimiz tutumları karşılaştırabileceğimiz muhteşem bir okuma deneyimi…

Kitapları 13 dile çevrilmiş, Kent Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Emeritus Profesör'ü Frank Furedi, 2015 yılında kaleme aldığı Power of Reading: From Socrates to Twitter adlı kitabında tarih boyunca toplumların kitaplara ve okumaya karşı gösterdikleri tepkileri tartışıyor. Bugün çoğumuz kitap okuma konusunda ya yokluk ya da çokluk içindeyiz. Etrafınızda sadece kitaplara gömülmüş, sessiz ve içine kapanık bir tutum sergileyenler kadar, yine yalnızca kitaplardan beslenerek arkadaş sohbetlerini alıntılarla domine edenler de vardır. Kendi tercihleriyle üniversite eğitimine devam eden öğrencilerin, kendilerine görev verilen kitapları güçbela okuduklarından şikayet eden profesörler hiç de azımsanmayacak sayıda değil. 

Ebeveynler için durum daha vahim sayılır. Çocukların sürekli dijital platformlar, akıllı telefonlar ya da sosyal medya içerikleriyle bombardımana tutulduğundan şikayet edenler arasında olabilirsiniz. Kitap okumayı çocuklara nasıl sevdireceğiz? İşte bütün mesele bu! Korku ve endişe büyük, zira teşhisler rehber öğretmenlerin ya da psikiyatristlerin masasının üzerinde hazır bekliyor; disleksi, otizm ya da dikkat bozukluğu (ADHD)…

Bir zamanlar aynı kaygılar ve önyargılar kitaplar ve okuma eylemi için de vardı. Hatta okuma eyleminin birçok sağlık problemine neden olacağına dair ilk uyarılar Antik Yunan’a kadar uzanıyor. Sokrates için yazmak büyük bir problemdi. Yazıya güvenmek, hafızamızı zayıflatabilirdi. Yazmakla çok ilintili bir eylem olan okumak da tehlikeliydi çünkü Sokrates’e göre, insan diyaloglar sayesinde kendini geliştirebilir, mantıklı bir neticeye varabilir, fikirler zenginleşebilirdi. Yazmak gibi tek taraflı bir eylem olmadığından, sözlü anlatımlar yanlış anlaşılmanın da önüne geçerdi. Sokrates için okumak bir tür "farmakon"du, Türkçe manasıyla ilaç, zehir ya da büyü... Hem iyileştirebilir hem de zehirleyebilirdi.

Elbette ki yazı, zamanla sözlü anlatımın önüne geçti. İnsanlar okumaya başladılar ve binlerce yıl okumak tehlikeli bir eylem olarak görülmeye devam etti. Seneca, Cicero… Okumanın insanların zeka gelişiminde zararları olacağını iddia ettiler. Miguel de Cervantes, George Elliot, Thomas Hardy, Jane Austen, Virginia Woolf da okumanın riskleri üzerine düşünen ve yazan isimler arasında oldular. 

İnsanları kitapların dikkat dağıtan etkileri konusunda uyarmak için kaydedilen ilk girişimlerden biri, Seneca’nın M.S. 63 ile 65 yılları arasında Lucilius’a yazdığı mektupta bulunur… Çok fazla kitap okumak “sizi tutarsız ve kararsız yapar”… Seneca şu uyarıda bulunuyordu: “Çok kitap okumak dikkat dağıtır”. Power of Reading, s. 

Neyi, kimi okumalı?

Özellikle 19. yüzyılda romanların, kavrama yeteneği üzerinde toksik bir etki bırakarak, insan sağlığını tehdit ettiğine dair bir kanı vardı. Halbuki günümüzde okuma eylemi, insanın dikkatini toplaması, daha kapsamlı düşünebilmesi, mukayese yeteneğini artırması gibi yeteneklerini besleyen öncelikli eylem olarak değerlendiriliyor.

İşte burada asıl önemli olan, kitap okuma eyleminin kendisinden çok nasıl yapılacağı… Neyi, kimi okumalı? Fran Lebowitz, Martin Scorsese'nin yönettiği Bir Yazarın Anatomisi adlı belgeselinde okumayı bir zevk olarak tanımlıyor, "Okumayı öğrendiğimde dünyam milyonlarca kat büyüdü" diyor ki ona göre okumanın amacı da buymuş zaten. Aşırıya kaçan her eylem gibi, "başka"lıklara kapı açan okuma eylemini abartanlar için okumak zaman zaman bir takım sorunlara da sebep olabilir. Mesela romanların dünyayı kasıp kavurduğu ilk zamanlarda, günlük işler aksamış, ilişkiler örselenmiş ve okumak bir müptelaya dönüşmüş.

Teknolojinin topluma sağladığı fayda ve zararları hakkında kesin bir yargıya varmadan önce, yine bugün toplumun kutsadığı okuma eyleminin zaman içindeki yolculuğuna bakmak, kendi çağımızı anlamak isteyenler ve kitapları sadece dekor olarak kullananlar açısından faydalı olabilir. Bu bağlamda Frank Furedi’nin Türkçeye çevrilmeyi bekleyen Power of Reading adlı kitabı, hem okuma müptelaları hem de kitap fetişleri için mükemmel bir esin kaynağı olabilir. 

Melek Cevahiroğlu

İstanbul Bilgi Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü mezunudur. Tercüman’da genel yayın yönetmeni olarak çalışıyor. İstanbul’da yaşıyor.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...