13 May 2024

İnsanoğlunun Tanrı Olma Arzusu

Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği Yaradılan isimli dizi insanın Tanrı olma arzusunu merkeze koyan Frankenstein’ın yerli bir uyarlaması. Gerek senaryo gerekse de çekim teknikleri yapımın başarısını ortaya koyuyor.

Bu zamana kadar Netflix’in Türkiye’den aldığı içeriklerin kalitesi çok tartışıldı. Senaryoların zayıflığı, olay örgüsünün bir türlü beklenen düzeyde kurulamaması, ‘jön’ oyuncuya kilitlenen basit hikâyeler film eleştirmenleri tarafından eleştirildi. Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği Frankenstein uyarlaması olan Yaradılan dizisi şimdiye kadar yapılan eleştirileri bir kenara bıraktıracak kadar başarılı bir yapım. Özellikle “Mum ışığı ressamı” olarak anılan Petrus Van Schendel’e nazire yaparcasına mum ile aydınlatılan sahneler izleyiciyi hikâyenin geçtiği yıllara ışınlıyor âdeta.

İngiliz yazar Mary Shelley Frankenstein’ı kaleme aldığında bu denli bir yankı uyandırmasını bekliyor muydu elbette bilmek mümkün değil. Lakin eserin ilk yayınlanmasının üzerinden geçen 205 yıl, bu ikonik hikâyeye popülerliğinden hiçbir şey kaybettirmedi.  Çağan Irmak senaryosunda her ne kadar Kitab’ül Kıyam’dan yola çıkarak bir ölüyü diriltmeye odaklansa da Shelley’in eserinin devam ismi olan Modern Prometheus kurgusuna daha yakın bir hikâye ile izleyicileri etkilemeyi başarıyor.

“Cehennemde yananlar bir kez bile olsun aşkı tatmamış ruhlardır.”

Prometheus, insanın aşırıya kaçma riskini ve istenmeyen sonuçları temsil eden karakteriyle bir anlamda nefsaniyetin vücut bulmuş hâlidir. Dizide de görebileceğimiz gibi hidayet ile dalalet arasında gidip gelen insanoğlu eylemleriyle İhsan’ın onu yeniden dirilten Ziya’ya söylediği gibi melekken şeytan vasfına bürünebilir. Prometheus gibi Ziya da yaratıcının düzenine kafa tutmayı seçen ve bunun sonuçlarına katlanan bir karakterdir. Cehennemin dehşetini yakından gören İhsan ise kendisine bahşedilen ikinci şansı “aşk” uğruna harcamayı uygun görmüştür. Çünkü İhsan’ın da dediği gibi “cehennemde yananlar bir kez bile olsun aşkı tatmamış ruhlardır.” Çağan Irmak’ın burada temas etmek istediği durumu sufilerin kâinatın yaratılmasının arkasındaki hikmete ilişkin görüşlerine temel dayanak aldıkları “Küntü kenzen mahfiyyen fe ahbebtü en u'rafe fe halaktü'l-halka li ya'rifünî” (Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi sevdim, bilinmem için yaratılmış olan her şeyi yarattım) kutsi hadisine bir atıf olarak değerlendirmeyi uygun gördüm. Dizi bu anlamda kâinatın hamurunda aşk vardı diyenleri haklı çıkarırcasına Leyla, Leyla demeden Mevla’ya varmanın mümkün olmadığına dikkat çekiyor.

“Uyan!” ya da “Lazar, dışarı çık!”

İnsanoğlunun tanrılık arzusu ve iştahı -sufilerin de dediği gibi- içinde taşıdığı cevherin bir yansımasıdır âdeta. Bunu hayra ya da şerre kullanmak ise meleklerden farklı olarak insanoğluna bahşedilmiş bir meziyet. Bu dilemma Yaradılan dizisinde de gayet başarılı bir biçimde işlenmiş ve izleyiciye “Sen olsan nasıl karar verirdin?” sorusunu birçok yerde birden sorduruyor. Halk söylencelerine, edebiyata, sinema endüstrisine bu denli etki yapan “ölüleri diriltme” meselesinin peşinde koşanlar tarih boyunca hep olmuş. Bu bakıma Hz. İsa-Lazarus hadisesi de bu durumun dinî terminolojide ele alınış biçimi olarak değerlendirilebilir. Dizide Ziya’nın İhsan’a hitaben söylediği “Uyan!” hitabı, esasında Hz. İsa’nın Lazarus’un kabri başında ona hitaben söylediği “Lazar, dışarı çık!” sözüyle aynı manaya gelen bir cümleydi. Van Gogh’a resim çizdiren ve Mary Shelley’e kitap yazdıran ruh, aynı gerçeğin farklı biçimleriydi.

Dizinin hikâyesi ve ana kurgusu dışında Bursa’nın dağ köylerinin oldukça gerçekçi yansıtılması, Osmanlı’nın son dönem İstanbul’undaki bekâr odaları ve han gerçeğinin altının çizilmesi, çürümeye yüz tutmuş eğitim sisteminde yeniyi almaya ve kabul etmeye direnen eğitimcilerin sefaleti, tecavüz edenlerin değil de edilenlerin suçlanması gibi toplumsal birçok meseleye satır aralarında başarılı bir şekilde değinilmesinin Çağan Irmak’ın senaryo ve yönetmenlik kabiliyetimden ileri geldiği çok açık.

Yaradılan gibi dizi ve filmlerin sayılarının artması ümidiyle; İhsan Oktay Anar eserlerinin sizce de film ya da dizi uyarlamalarını görme vaktimiz gelmedi mi? Bu büyülü hikâyeleri ekrana yansıtma konusunda da bu denli başarılı işler ortaya koymuş Çağan Irmak’a söz düşmüyor mu? Uzun İhsan Efendi’yi Çağan Irmak’ın vizöründen seyretmeyi hak etmiyor muyuz?

Olcay Can Kaplan

MSGSÜ Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Tercüman’da yazı işleri müdürü olarak görev yapıyor. İstanbul’da yaşıyor.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...