13 May 2024

İç içe geçen kimlikler

Bir arkadaş grubunun kendi içinde yaşadıkları ilişkiler, hayata dair bakışlarını etkileyebilir, temel toplumsal yargıları sorguya açabilir. Sally Rooney’in Arkadaşlarla Sohbetler kitabı da böyle bir arkadaş grubunda yer alan karakterlerin düşünsel dönüşüm süreçlerini konu alıyor.

"Kendimi belli tür bir insana dönüştürme çabamın en saf ifadesiydiler: övgüye ve sevgiye layık bir insana.”

Sally Rooney metinlerinde sınıf eşitsizliği, ataerki, sanat ve politika konularını vurgulayan İrlandalı genç bir yazar. Yazarın bugüne dek yayınlanan üç romanı var: Güzel Dünya Neredesin?, Normal İnsanlar ve Arkadaşlarla Sohbetler. Aynı isimlerle televizyon dizisi olarak da yayınlanmış. “Snapchat neslinin Salinger’i” olarak da tanınan Rooney, Sunday Times Yılın Yazarı Ödülü’nün yanı sıra bir dizi başka ödülün de sahibi.

Dünya çapında tanınan genç yazar Rooney’nin romanları, ilişkilere, duygulara ve politikaya odaklanıyor. Ayrıca insan kişiliğinin karmaşıklığını olabildiğince sade, dingin ve akıcı bir üslupla aktarıyor. Rooney sıradan insanları, gündelik hayatları, iç içe geçen ilişkileri ve kimlikleri, sevmeyi, sevilmeyi, tutkuyu müthiş bir ustalıkla anlatıyor. Rooney’in kitapları belki de bu sebeple her yaştan insan için okunması kolay ve çekici hâle geliyor.

Arkadaşlarla Sohbetler; iç içe geçen ve dönüşen arkadaşlıklar ve romantik ilişkilerin, kendini keşfetme ve beklenmedik duygularla yön bulmanın hikâyesi aslında. Roman, iki üniversite öğrencisi Frances ve Bobbi’nin evli bir çift olan Melissa ve Nick’le olan tuhaf ve çarpık ilişkilerini konu alıyor. Frances ve Bobbi, bir zamanlar romantik bir ilişki içinde olan iki yakın arkadaş. Melissa başarılı bir yazar ve fotoğrafçı, Nick ise bir aktör. Otuzlu yaşlarındaki Melissa ve Nick, Frances ve Bobbi’ye kıyasla daha ışıltılı ve yaratıcı bir sosyal çevredeler. Buna rağmen Frances ve Nick beklenmedik bir şekilde yakınlaşırlar. Böylece kahramanımız Frances, hiç ummadığı karmaşık duyguları deneyimlemeye başlar.

Frances; ilginç, sevimli ve oldukça kompleks bir karakter. Ancak değersizlik duygusu içinde bocalamakta, normal görünmek için yaptığı en ufak şeyi uzun uzadıya düşünen, gözlemleyen ve büyük duygulardan kaçınan biri. Nick ile yakınlaşmasıyla birlikte duyguları daha da karmaşıklaşıyor. Radikal politik değerlere ve kuir kimliğe sahip Frances; hiç beklemediği, klişe bir ilişki içinde buluyor kendini. Rooney’in tüm bu duyguları ve içsel ikilemleri dinginlik içinde aktarması hayranlık uyandırıcı. Hikâye değişen ilişkiler ve kişilerarası dinamikler üzerine olsa da yazarın yazı stilinde şaşırtıcı bir sadelik var. Tam da bu sebeple kitap boyunca karakterlerle kolaylıkla empati kuruluyor. İnsan deneyimlerinde ve duygularında kendini buluyor.

Poligami bir kurtuluş mu?

Hikâyenin genel olarak çarpık ilişkileri ve hâlâ tartışmalı olsa da poligamiyi konu aldığı söylenebilir. Yazar, bunu yaparken etik değerleri ve ahlaki normları da sorgulamaktan çekinmiyor. Poligaminin ideal bir trend olarak sunulması tartışılması gereken bir konu. Poligaminin en belirgin faydasının, birden fazla kişiyle derin, samimi, romantik ve cinsel ilişkiler geliştirme fırsatı olduğu iddia edilir. Fakat burada da birden fazla kişiyle kurulan ilişkinin getireceği fiziksel ve ruhsal sorunlar, kıskançlık, kaygı, güvensizlik, depresyon, kimlik krizleri görmezden geliniyor gibi görünüyor. Bunun da ötesinde başarısız monogami örneklerine dikkat çekilerek poligaminin başarısız ilişkileri kurtaracağı ve güçlendireceğine dikkat çekiliyor. Oysa ilişkilerin tek sorununu tek eşlilik ve tek çözümünü de çok eşlilik diye tanımlamak biraz indirgemeci görünüyor. Ayrıca poligaminin kadınlar için kurtuluş olarak sunulması da sorunlu bir yaklaşım olarak karşımızda duruyor. Evliliğin toplumsal cinsiyet rollerini belirginleştirdiği ve kadına yönelik şiddeti meşrulaştırdığı bazı yönleriyle doğru olabilir, yine de kadınların kurtuluşu gerçekten de çok eşlilik midir?

Düşünceler, sorular, kimlikler…

Kendini Marksist olarak tanımlayan Rooney, romanlarında sıklıkla politik görüşlerine yer veriyor. Karakterleri genellikle ekonomik ve çevresel krizlerle, kapitalizmle ve ataerkiyle boğuşuyor ve kendi aralarında sosyal politikaları tartışıyorlar. Kurgusunda farklı sınıflardan gelen arkadaşlar ve çiftlere odaklanan yazar, bu şekilde romantizmi ve arkadaşlığı da Marksist eleştiri için bir araç olarak kullanıyor.

Bununla birlikte kitap, karmaşık insan ilişkilerinin bireysel ve politik kimlik gelişimine nasıl yardımcı olabileceğinin de altını kalın kalemlerle çiziyor. Frances ve Bobbi’nin bitmek bilmeyen sohbetlerinde duygularını, ilişkilerini, esprilerini konuşmalarının yanı sıra dünya meseleleri hakkında da tartıştıklarını da görüyoruz. Böylece çoğu zaman kişisel olarak başlayan bir tartışma politik bir tartışmayla iç içe geçiyor. Kişiler arası ilişkiler, romanda da görünen şekliyle kişilerin kimlik gelişimlerini doğrudan etkiliyor. Kimlik statik ve değişmez değil, aksine karmaşık ve dinamik bir yapıya sahip. Kimlik gelişimi, sürekli olarak değişen ve gelişen bir süreç. Romanın ilişkilerin karmaşıklığını, kimliğin değişen ve gelişen hâlini son derece başarılı ve akıcı bir üslupla anlatması bu sebeple çok etkileyici. Eser boyunca karakterlerin mutlak iyi ve kötü olarak belirlenememesi, bunun en güzel örneklerinden.

Son olarak Rooney’in kitaplarında diyalog kullanmaktan hoşlandığını söyleyebiliriz. Yazar, e-posta, metin mesajları ve sosyal medya gibi çağdaş iletişim yöntemlerini edebî araçlar olarak kullanıyor. Bu yöntemler okuyucuyu karakterlere yakınlaştırıyor, karakterlerle empati kurabilmeyi kolaylaştırıyor. Okuyucular Arkadaşlarla Sohbetler’in kitabını okurken dizisini de izleyerek keyiflerine keyif katabilirler.

Büşra Karasakal

Kadın çalışmaları, kuir, cinsiyet çalışmaları, teoloji, antropoloji ve dansla ilgileniyor. İstanbul’da yaşıyor.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...