Yeni bir dönem başlıyor!

08 November 1982

1982 Anayasası, 7 Kasım Pazar günü yapılan referandumla halkın onayına sunulmuştu. Ertesi gün Tercüman seçime dair detayları ilk sayfasında manşetine taşımıştı.

12 Eylül 1980 Darbesi’nin ardından “demokratik” adımlar ancak 7 Kasım 1982’deki referandumla atılmaya başlanmıştı. Yeni hazırlanan anayasa Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birleştirilmiş ve halk oylamasına sunulmuştu. Bu adım; sivil siyaset hayatına dönüşü simgelerken tek aday olarak gösterilen Millî Güvenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığını da onaylıyor olması sebebiyle manidardı. Darbeden iki yıl sonra gerçekleşebilen bu hamlenin demokratikliği sorgulansa da halkın bizzat bu kararı veriyor oluşu oldukça önemliydi. Seçimin ertesi günü Tercüman gazetesinde “Yeni bir dönem başlıyor” manşeti atılmış, kapatılan CHP ve AP'nin liderlerinin de sandık başındaki fotoğrafları yayımlanmıştı. Türkiye siyasi tarihindeki bu önemli atılım, gazetenin ilk sayfasına böyle yansıyordu.

Çıkartma başladı!

20 July 1974
Kıbrıs Harekâtı’nın ilki, 20 Temmuz 1974’te Tercüman manşetlerinde duyurulmuş; gelişmeler halka satır satır izah edilmişti.

20 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit’in emriyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs’ta bir askerî harekât başlattı. Tercüman’ın “Çıkartma Başladı” manşetiyle harekâtı ilan ediyor, harekâtın detaylarını sayfalarına taşıyordu. Harekât sabah altıda başlamıştı, bütün gece Ankara’ya gelen ABD Dış İşleri Bakanı Yardımcısı Sisco ile yapılan müzakereler netice vermemiş, hükûmet vakit kaybetmemek için derhâl müdahaleye karar verdiğini açıklamıştı. Nitekim beş gün önce Yunanistan hükûmetinin desteğiyle Kıbrıs’ta bir darbe yapılmıştı, bu sebeple duruma müdahale etmek Türkiye için oldukça elzemdi. Başbakan Ecevit, harekâtı başlattıklarını şu sözlerle bildirmiş, resmî olarak ilan harekâtı ilan etmişti: “Çıkarma başlamış bulunuyor. Allah milletimize ve Kıbrıslı soydaşlarımıza yardımcı olsun. Öyle umarım ki ateş açılmaz ve savaş olmaz.” Tercüman manşetlerinde de Bülent Ecevit’in vurguladığı barış temennisi dile getiriliyordu.

Kanlı 1 Mayıs'ta neler oldu?

02 May 1977
1 Mayıs 1977'de yaşanan hazin olaya, Tercüman'ın ertesi gün yayımladığı manşetler etrafında yeniden bakıyoruz.

"Kanlı 1 Mayıs" olarak bilinen 1 Mayıs 1977 tarihinde yaşanan olaylar, Türkiye siyasi tarihinde derin izler bırakmış, yıllar boyunca Türkiye'de gerçekleşen toplumsal hareketlerde önemli bir referans noktası olmuştu. O gün Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) öncülüğünde yüz binlerce kişi Taksim Meydanı'nda toplanmıştı. DİSK Genel Başkanı Kemal Türker henüz konuşmasını yaparken Saraçhane'den kordon hâlinde Sular İdaresi'nin arkasına doğru yürüyen Maocu grupların silahlı saldırılarda bulunduğuna yönelik iddialarla olaylar başladı. Sular İdaresi binasının ve Intercontinental Oteli'nin üzerinden Taksim Meydanı'ndaki kalabalığa ateş açılması, insanların kaçışmasına; o hengamede kolluk kuvvetlerinin panzerle ve ses bombasıyla müdahale etmesi de kalabalığın panik hâlinde Kazancı Yokuşu'na yönelmesine sebep oldu. Büyük bir kalabalık DİSK üyesi Teknik İş Sendikası'na ait kamyonun önünde sıkışınca ezilme sebebiyle ölüm ve yaralanma hadiseleri yaşandı. 28 kişi ezilerek, 5 kişi vurularak, 1 kişi de panzer altında kalarak hayatını yitirdi. 34 kişinin ölümü ve yüzlerce kişinin yaralanması ile sonuçlanan olayın sonrasında DİSK Genel Başkanı Kemal Türker'in de içerisinde bulunduğu 350 kişi gözaltına alındı. Ertesi gün Tercüman'ın manşetlerinde olayın detayları anlatılıyor, o anlara dair fotoğraflar toplumsal hafızaya kazılarak yayımlanıyordu. Fakat olayın aydınlatılamayan gerçekliği, dönemin yönetim dilinden muğlak bir şekilde ifade buluyordu.

Asala'nın şehit ettiği 33. diplomat

12 March 1983
Asala terör örgütünün şehit ettiği 33. diplomat olan Belgrad Büyükelçisi Galip Baykar'ın vefat haberini Tercüman manşetten okuyucuları ile paylaşmıştı.

Asala 1979'dan itibaren eylemlerini arttırmaya başlamıştı. Asala teröristleri, 21 ülkenin 38 kentinde, 39'u silahlı, 70'i bombalı, biri de işgal şeklinde olmak üzere toplam 110 silahlı saldırı gerçekleştirecekti. Bu saldırılarda Türkiye'nin 42 diplomatı ile 4 yabancı uyruklu kişi hayatını kaybedecek, 15 Türk ve 66 yabancı uyruklu kişi de yaralanacaktı. Belgrad büyükelçisi Galip Balkar, 9 Mart 1983'te yerel saatle 11.00 sıralarında, Yugoslav Dışişleri Bakanlığı'nda görüşmeye gitmek üzere ayrıldığı Büyükelçilik binasının 400 metre kadar ilerisinde otomobili ile kırmızı ışıkta durdu. Bu sırada silahlı iki kişinin saldırısı sonucunda ağır yaralandı. Bir kurşun Balkar'ın omzundan girip çıkarken, diğer kurşun şakağından girerek beyninde hasar meydana getirdi. Aynı saldırıda 36 yaşındaki makam şoförü Necati Kaya da, sol omzundan giren ve sağ omzu civarında kalan mermiyle yaralandı. Dragan Vuković adlı Yugoslav öğrenci arabaya binerek Balkar ve Kaya'yı hastaneye götürdü. Kaya'nın hayati tehlikesinin bulunmadığı anlaşıldı, Balkar ise yoğun bakıma alındı. Balkar'ın şakağına saplanan kurşun ameliyatla çıkarıldı, fakat kurşun üç santimlik delik meydana getirdiği için beyni şişmeye ve damarları çatlamaya başladı. Nevrohirvska Klinik Hastanesi, Büyükelçi Balkar'ın 11 Mart 1983 tarihinde, Türkiye saatiyle 19.20'de vefat ettiğini duyurdu. 14 Mart'ta Belgrad'da düzenlenen cenaze merasimi sonrasında naaşı, Yugoslav hükûmetinin tahsis ettiği uçakla Ankara'ya nakledildi. Ertesi gün Ankara'da yapılan devlet töreninin ardından Cebeci Asri Mezarlığı'nda bulunan Dışişleri Şehitliği'ne defnedildi. Saldırıyı gerçekleştirenlerden 23 yaşındaki Harutyun Kirkor Levonian olay yerinde yakalandı, 21 yaşındaki Raffi Alexandre Elbekian ise kaçtı, fakat sekiz saat sonra yakalandı. Üzerlerinden Lübnan pasaportu çıkan iki katil, yirmişer yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Levonian 4 yıl hapiste kaldıktan sonra Erivan'a yerleşecek, Elbekian ise 8 yıl hapiste kaldıktan sonra Beyrut'a taşınacaktı. 

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...