13 May 2024

Türkiye’nin önemi artan enerji jeopolitiği

Dünyanın enerji akışında Türkiye önemli bir konuma sahiptir. Coğrafi faktörler kadar son yıllarda değişen siyasi ilişkiler de bunda etkili oldu. Petrol ve doğal gaz rezervlerinin keşfinde ve taşınmasında Türkiye nasıl bir rol üstlendi?

Enerji jeopolitiği; bir ülke veya bölgenin coğrafi konumu, küresel enerji talebini karşılayacak kapasiteye sahip rezerv alanları ve bu alanlardaki üretim, enerji arz ve talebi, pazar coğrafyası ve enerjinin pazarlara iletimi üzerine yoğunlaşır. Yeni rezerv alanlarının keşfi, enerji kaynaklarının bulunduğu bölgelerde jeopolitik değişikliklere yol açabilir, bu nedenle bu yeni rezerv alanları, uluslararası rekabetin önemli bir parçası hâline gelir.

Petrol ve doğal gaz taşımacılığı kara, deniz ve boru hatları vasıtasıyla yapılır. Üretici ve tüketici ülkeler arasındaki transport coğrafyası, yeni güzergâhların ve taşıma sistemlerinin geliştirilmesiyle yeniden şekillenir. Enerjinin daha uygun fiyatla hızlı ve güvenli bir şekilde pazarlara ulaştırılmasında boru hatlarının geçtiği veya geçeceği güzergâhlar; devletlerin dış siyasetini, politik güçlerini ve ekonomilerini önemli derecede etkiler. Türkiye, Hazar ve Orta Doğu petrol ve doğal gazının Avrupa’ya taşınmasında jeopolitik bir rol oynamakla birlikte petrol ve doğal gaz üreticisi ülkeler içinde de önemli bir pazardır.

Coğrafyanın avantajları

Türkiye; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının tam ortasında, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında yer almaktadır. Aynı zamanda dünya enerji kaynaklarının en yoğun bulunduğu bölgelerden biri olan Orta Doğu, Hazar Havzası, Karadeniz ve Doğu Akdeniz ile batısında dünyanın en büyük enerji pazarlarından biri arasında konumlanır. Bu benzersiz konumu, Türkiye’yi küresel ve bölgesel ülkeler açısından jeopolitik ve jeostratejik önemi artan bir ülke hâline getirir. Coğrafi özellik ve şartları ona, enerji taşımacılığında köprü rolü üstlenmesi ve enerji merkezi (hub) olması yönünde büyük avantajlar sağlamaktadır.

Türkiye, çok boyutlu bir enerji diplomasisi izleyerek jeopolitik ve jeostratejik konumunun avantajlarından en iyi şekilde faydalanabilme kabiliyetine sahiptir. Zengin enerji kaynaklarına sahip bölgelerin merkezinde yer alması, Türkiye’yi bölgesinin güvenli ve istikrarlı bir enerji köprüsü ve merkezi hâline getirir. Bunun yanında enerji taşımacılığında uygun maliyet, erişebilirlik ve kaynak arz çeşitliliği bakımından da avantaj sağlamaktadır. Ayrıca enerji kaynaklarının arz-talebinde meydana gelebilecek sorunları hızla çözebilecek merkezî bir role ve güce sahip kılar.  

Ülkeleri birbirine bağlayan enerji köprüsü

Türkiye; Rusya, Hazar Havzası ve Orta Doğu’dan Avrupalı tüketicilere petrol ve doğal gaz tedariki için kilit bir geçiş noktasıdır. Fakat artık bunun da ötesinde içinde yer aldığı petrol ve doğal gaz boru hatları projeleri (Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC), Güney Kafkasya Doğal Gaz Boru Hattı (SCP), Türkiye-Yunanistan-İtalya Doğal Gaz Boru Hattı, Trans-Hazar Boru Hattı, Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Mavi Akım Doğal Gaz Boru Hattı, Doğu Trakya Kıyıköy-İbrice Petrol Boru Hattı, Samsun-Ceyhan Boru Hattı ve Türkiye-İsrail Petrol ve Doğal Gaz Boru Hattı) ile enerji merkezi olma yolunda istikrarlı bir şekilde ilerlerken bölgesel ve küresel enerji güvenliğinin sağlanması ve artırılmasında kritik bir rol oynuyor.

Doğu-batı yönlü önemli enerji projelerinden biri de TANAP’tır.  Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı’na entegre edilen TANAP, Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) ile Avrupa’nın doğal gaz tedarikinde hayati önemdedir. Nitekim TANAP, doğal gaz kaynak çeşitliliğini arttırarak Türkiye’nin bir “doğal gaz hub”ına dönüşmesinde ve AB’nin enerji güvenliğinde kritik bir rol üstlenir. TANAP’ın 16 milyar metreküp olan kapasitesinin yakın zamanda iki katına (32 milyar metreküp) çıkartılması bekleniyor. Diğer bir proje olan Iğdır -Nahçıvan Doğal Gaz Boru Hattı ile ilgili de Mütabakat Zaptı imzalandı. Bu hatla Türkiye üzerinden Nahçıvan’ın doğal gaz ihtiyacı karşılanacaktır.

Rusya-Ukrayna Savaşı ile yaşanan enerji krizi Avrupa’yı da sarstı. Böylelikle Rus doğal gazına olan bağımlılığın dezavantajlarından kaçınmak ve Avrupa enerji güvenliği için Türkmenistan doğal gazının TANAP ile Türkiye ve Avrupa’ya taşınması gündeme geldi. Bu amaçla Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan arasında “Enerji Alanında İş Birliği Geliştirilmesine Dair Mutabakat Zaptı” imzalandı. Türkiye’nin hem Rus hem de Türkmen doğal gazını Avrupa’ya ihraç etmesi, Türkiye’yi gelecekte oldukça önemli bir doğal gaz ihracatçısına dönüştürecektir.

East Med…

Doğu Akdeniz’deki doğal gaz keşiflerinin ardından Mısır ve İsrail’in Avrupa pazarına kaynaklarını iletmesiyle ilgili geliştirilen projelerde Türkiye’nin yer almaması mümkün değil. Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerden İsrail ve Mısır’ın Avrupa’ya gaz ihracatı açısından boru hattı taşımacılığında yeni ulaşım ağları büyük önem taşıyor. Doğu Akdeniz’de keşfedilen kaynakların Batı pazarlarına ulaştırılmasında üç yol üzerinde çalışıldı. Bunlardan birincisi, üretilen doğal gazın deniz altında döşenecek boru hattıyla (East Med) Kıbrıs-Girit-Yunanistan-Arnavutluk-Adriyatik Denizi ve İtalya üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmasıdır. İkincisi, Kıbrıs'ın güney kıyılarında Vassilikos’taki bir İsrail-Kıbrıs ortak LNG tesisinin inşa edilmesiyle bu tesislere taşınacak doğal gazın sıvılaştırma santralinde işlenerek gemilerle Yunanistan üzerinden Avrupa pazarına ulaştırılmasıdır. Üçüncüsü ise doğal gazın Türkiye’ye ulaştırılarak mevcut boru hatlarıyla tüketici pazarlara iletilmesidir. Bu üç seçenekten en ekonomik ve en güvenli olanı Doğu Akdeniz doğal gazının Türkiye üzerinden boru hatlarıyla Avrupa pazarlarına gönderilmesidir.

İsrail ile yapılan enerji protokolü

East Med boru hattı projesinin maliyetinin Leviathan-Mersin hattına göre yaklaşık üç kat daha yüksek olması ve diğer dezavantajlar (deniz tabanının tektonik yapısı ve derinliğin 860 metre olması) bu boru hattı üzerinde tartışmalara neden oldu. ABD, Yunanistan üzerinden geçen bu boru hattının riskli ve maliyetinin yüksekliği nedeniyle projeden desteğini çekti. Bu durum, İsrail’in doğal gazının Batı’ya aktarılmasında Türkiye seçeneğinin bölge ülkeleri ve Avrupa için en uygun, en güvenli seçenek hâline geldiğini göstermektedir. Bu nedenle İsrail ve Türkiye arasında 2016 yılında bir ön protokol imzalandı. Ayrıca “Leviathan-Mersin Doğal Gaz Boru Hattı Anlaşması” ili ilgili çalışmalar başlatıldı. Mersin Limanı’ndaki dağıtım üssüne gelecek doğal gaz, buradan Türk Akımı 1 ve Türk Akımı 2 hatlarıyla Avrupa pazarına iletilecektir. Ayrıca İsrail-Türkiye boru hattının maliyeti, yeni LNG tesislerinin maliyetinden de çok daha düşük seviyede olacaktır. 

Türkiye’nin enerji taşımacılığındaki merkezî rolü, bölgesel ve küresel enerji güvenliğinin sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Türkiye’nin bu alandaki katkıları, enerji sorunlarının etkili bir şekilde çözülmesi için vazgeçilmezdir. Ayrıca Türkiye’nin herhangi bir nedenle enerji taşımacılığından dışlanması, bölgesel ve küresel enerji politikalarını ciddi şekilde sınırlayabilir ve kesintiye uğratabilir.

Muazzez Harunoğulları

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Coğrafya Anabilim Dalı’nda doçent olarak görev yapıyor. Kilis’te yaşıyor.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...