10 July 2024

Reformist Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan reform yapabilecek mi?

5 Temmuz 2024’te İran’da yapılan ikinci tur seçiminde reformist aday Mesud Pezeşkiyan İran’ın dokuzuncu cumhurbaşkanı olarak seçildi. Peki, Mesud Pezeşkiyan beklenen reformları gerçekleştirebilecek mi?

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin bir helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından İran anayasasına uygun olarak 40 gün içerisinde seçim yapılmasına karar verildi. Birinci turu 28 Haziran’da gerçekleşen seçimlerde hiçbir adayın yüzde 50’nin üzerinde oy alamaması nedeniyle seçimler ikinci tura kaldı ve 5 Temmuz 2024 tarihinde yapılan ikinci turda reformist aday Mesud Pezeşkiyan İran’ın dokuzuncu cumhurbaşkanı olarak seçildi.

Seçime katılım meselesi

Son dönemlerde İran’da yapılan seçimlerde en çok üzerinde durulan konu seçime katılım konusudur. Öyle ki seçim süreçleri boyunca devrim rehberi Ali Hemenei olmak üzere cuma imamları, Devrim Muhafızları Ordusu komutanları, valiler, siyasetçiler ve üst düzey bürokratlar seçmeni sandığa gitmeleri konusunda teşvik etmeye çalıştı. Seçime katılım oranının yüksek olması meşruiyet bakımından İran müesses nizamı açısından büyük önem arz ediyor ve bunu düşmana verilen bir cevap olduğunu düşünüyorlar. Bütün bu teşviklere rağmen 1 Mart 2024’te gerçekleştirilen milletvekilliği ve uzmanlar meclisi seçimlerinde katılım oranı yüzde 41’de kaldı.  Bu oran İran İslam Cumhuriyeti tarihindeki en düşük katılımlı seçimlerinden biri olarak kaydedildi.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de yine seçime katılım oranının yüksek tutulması gerektiği pek çok üst düzey isim tarafından sürekli vurgulanan bir konu oldu. Ancak ilk turda yine yüzde 40’lık bir oranda kaldı seçime katılım.

Nasıl bir seçim süreci yaşandı?

İran’da seçim süreçleri İç İşleri Bakanlığına bağlı Seçim İşleri Merkezi tarafından yürütülüyor. Adaylar başvurularını yaptıktan sonra Anayasa Koruyucular Konseyi (AKK) tarafından dosyaları inceleniyor ve adaylık yeterlilikleri olup olmadığına karar veriliyor. Ardından da kamuoyuna ilan ediliyor. Bu incelemeler çoğunlukla nesnel verilere dayanmaz, bir dönem adaylığı reddedilen bir adayın başvurusu bir sonraki seçimde onaylanabilir. Nitekim daha önce cumhurbaşkanlığı yapmış olan Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı, Hasan Ruhani’nin Uzmanlar Meclisi adaylığı ve meclis başkanlığı ve başka birçok üst düzey görevlerde bulunan Ali Laricani’nin iki dönemdir cumhurbaşkanlığı adaylığı onaylanmıyor. AKK kararlarına adaylıkları reddedilen kişiler itiraz edebilir. Örneğin 5 Temmuz’da cumhurbaşkanı seçilen Mesud Pezeşkiyan Mart ayında yapılan milletvekilliği seçiminde başvurusu veto edilmiş ardından yapılan itiraz neticesinde onaylanmış ve meclise gitmişti.

İbrahim Reisi’nin vefatı sonrasında adaylık başvuru süreci aynı şekilde ilerledi ve kamuoyunun yakından tanıdığı 81 kişi adaylık başvurusu yaptı. AKK yaptığı inceleme sonrasında sadece 6 adayın başvurusunu onayladı. Bu altı isimden birisi reformist, diğerleri muhafazakâr cenahı temsil ediyordu. Adaylık başvurusu kabul edilen isimler Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Emir Hüseyin Kadızade Haşimi, Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani, Eski İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Said Celili, Eski İstihbarat ve İç İşleri Bakanlarından Mustafa Purmuhammedi ve Tebriz Milletvekili Mesud Pezeşkiyan’dan oluşuyordu.

Aslında hem İran’da hem de İran dışındaki pek çok uzman AKK’nin daha önce İbrahim Reisi’nin seçildiği dönemde yaptığı gibi bir seçim mühendisliği yapacağı ve diğer muhafazakâr adayların seçime birkaç gün kala Muhammed Bakır Kalibaf lehine adaylıktan çekileceği yorumunu yapmıştı. Adaylardan ikisi yani Ali Rıza Zakani ve Emir Hüseyin Kadızade Haşimi muhafazakâr adaylar lehine adaylıktan çekildiklerini açıkladılar. Ancak muhafazakarların iki güçlü adayından biri olan ve İran siyaset sahnesinde radikal muhafazakâr kanadı temsil eden Said Celili çekilmeyi kabul etmedi. Seçimden birkaç gün önce DMO Kudüs gücü ordusu komutanı Kaani’nin de katıldığı ikna toplantılarına rağmen Celili çekilmeyi kabul etmedi.

Netice itibariyle ilk turda ek yüksek oyu reformist aday Mesud Pezeşkiyan ile radikal muhafazakâr Said Celili alarak ikinci tur seçimlere girmeye hak kazandılar. İlk turda Mesud Pezeşkiyan 10 milyon 473 bin 991 (%42,5), Celili ise 9 milyon 473 bin 298 (%38,6) oy aldı. Katılım oranının %40’ta kaldığı bu seçimde beklendiği gibi Pezeşkiyan’ın adaylığının onaylanması katılımı ciddi bir şekilde etkilememişti. Seçimi kaybeden muhafazakâr adaylardan Kalibaf, Zakani ve Kadızade Haşimi Celili’ye desteklerini açıklamalarında rağmen blok hâlinde Kalibaf’ın oyu Celili’ye gitmediği de net şekilde gözüküyor.

İkinci tur seçimlere katılım her ne kadar birinci tura göre artmış olsa da yüzde 50 seviyesine çıkamayarak yüzde 49,8’de kaldı. İkinci turda 16 milyon 384 bin 403 oy ile oyların yüzde 53,6’sını alarak İran’ın dokuzuncu cumhurbaşkanı olarak seçildi. Said Celili ise 13 Milyon 538 bin 179 oy aldı.  

Reformist Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesi ne anlama geliyor?

Mesud Pezeşkiyan, Muhammed Hatemi’nin cumhurbaşkanlığı koltuğunu Ahmedinejad’a devrettiği 2005 yılından bu yana seçilen ilk reformist cumhurbaşkanı oldu. Tebriz Üniversitesi'nde tıp eğitimi alan Mesud Pezeşkiyan üniversite rektörlüğü, sağlık bakanlığı, meclis başkan yardımcılığı gibi görevlerde bulunmasının yanı sıra beş dönemdir Tebriz milletvekili olarak mecliste bulunuyor. Mütevazı bir yaşam tarzına sahip olan Pezeşkiyan, ticari ilişkilere bulaşmamış, adı yolsuzluklarla anılmayan, toplumsal meselelerde susmayan bir şahsiyet olarak tanınıyor. Tebrizli bir anne babanın çocuğu olarak Türklüğünü her platformda dile getirmiş ve evde çocuklarıyla özellikle Türkçe konuştuğunu söylemiştir.

Geçtiğimiz yıllarda Mehsa Emini’nin şüpheli ölümü sonrasında yaşanan protesto gösterilerinde polisin sert tutumunu eleştirmiş, başörtüsü sebebiyle kadınlara yönelik ahlak polisinin uygulamalarının yanlış olduğunu söylemiştir.

Pezeşkiyan’ın seçimi kazanması bir taraftan seçim mühendisliği tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı. Zira 2021 yılında Anayasa Koruyucular Konseyi öyle bir seçim mühendisliği yapmıştı ki âdeta cumhurbaşkanlığı koltuğuna İbrahim Reisi’den başkasının oturması mümkün değildi. O dönemde AKK reformist hiçbir adayın başvurusunu onaylamamış, sadece ılımlı isimlerden Merkez Bankası Başkanı Abdünnasır Himmeti’nin seçime katılmasına vize vermişti. Bu seçime doğru ise reformist parti ve STK’lardan oluşan reformcu cephe, reformcu bir adaya izin verilmediği taktirde seçimi boykot edeceklerini açıkça ifade ederek AKK üzerinde bir baskı oluşturdular, belki de bu baskı neticesinde Mesud Pezeşkiyan’ın adaylığı onaylandı.

Beş muhafazakâr adayın seçime doğru bir araya gelip Kalibaf lehine çekileceği hesap edilmişti muhtemelen ama beklenen olmadı. Said Celili bütün baskılara rağmen adaylıktan çekilmedi. Celili’nin adaylıktan çekilmemesi onun radikal fikirlerinden korkuya kapılan insanların sandığa gitmelerine ve Pezeşkiyan’a oy vermelerine yol açmış olmalıdır. Yukarıda bahsettiğim seçim mühendisliği bir nevi ters tepmiş gibi yorumlanabilir.

Öte yandan son on yıldır belli bir plan çerçevesinde İran siyasi literatüründe “hâlis-sazi”, yani tek tipleştirme denilen, reformistleri ve hatta ılımlıları dahi İran siyaset sahnesinden uzaklaştıran bir planın sonuna da gelindiğini gösteriyor. Halis-sazi projesi çerçevesinde önce mecliste, Reisi’nin seçilmesinin ardından ise bürokraside radikal muhafazakâr düşünceye sahip “Paydari cephesi” üyelerine alan açılmıştı. Bu seçimle birlikte müesses nizamın sürdürmekte olduğu bu politikanın da sonunun geldiği şeklinde yorumlanabilir.

Pezeşkiyan’ı bekleyen meydan okumalar  

Cumhurbaşkanlığı koltuğuna ağustos ayının ilk haftasında oturması beklenen Mesud Pezeşkiyan’ı bekleyen birçok sorun bulunuyor. Bunların en önemlileri arasında iç politikada zorunlu örtünme tartışmaları geliyor. Pezeşkiyan seçim propagandaları sürecinde televizyon tartışmalarında zorunlu örtünmeye riayet etmeyenlere karşı polisin sert tutumunun kabul edilemez olduğunu dile getirmiş ve buna karşı duracağını beyan etmişti. Ancak mevcut meclis aritmetiği ve güvenlik bürokrasisi dikkate alındığında bunun çok kolay olmayacağı tahmin edilebilir.

Seçim süreci boyunca her adayın genellikle tekrarladığı bir başka vaat, internet kısıtlamalarının ve sansürünün kaldırılacağıydı. Bu da cumhurbaşkanının tek başına alabileceği bir karar ile çözülebilecek bir konu değildi. Zira Pezeşkiyan’ın seçim ekibinde yer alan Hasan Ruhani dönemi İletişim Bakanı Azeri Cehrumi’nin bakanlığı dönemi internet sansürünün en fazla uygulandığı dönem olmuştu.

Seçim sürecinde gündeme gelen bir başka iç politika meselesi de etnik ve mezhepsel ayrımcılığın sona erdirilmesi meselesidir.  Pezeşkiyan’ın çevresinde yer alan Abbas Ahundi ve Fars milliyetçiliği ile ön plana çıkan bazı isimlerin olduğu dikkate alındığında bu konuda da büyük bir dirençle karşı karşıya kalacağı aşikardır.

Dış politikada karşılaşacağı en önemli sorunların başında seçim sürecinde de sık sık dile getirdiği dünya ile ilişkilerini normalleştirerek yaptırımlarım kaldırılması ve böylelikle ekonominin iyileştirilmesi konusudur. Bu konuda cumhurbaşkanı ve etrafında yer alan isimler her ne kadar oldukça istekli olsalar da müesses nizamın tavrı politikanın hangi yönde ilerleyeceğini belirleyecektir.

Sonuç olarak Pezeşkiyan seçim sürecinde özgürlükleri savunan, zorunlu örtünme ve bunu uygulamayanlara sert polis müdahalesini eleştiren, internet kısıtlamalarına karşı çıkan, dünya ile ilişkilerin gelişmesini arzulayan bir profil çizdi. Ancak mevcut meclis yapısı, güvenlik bürokrasisi, devrim muhafızları ordusunun askerî ve ekonomik gücü göz önünde bulundurulduğunda işinin çok kolay olmadığı ve önemli meydan okumalarla karşı karşıya kalacağı aşikârdır.

Doç. Dr. Turgay Şafak

2016-2018 yılları arasında Tahran’da Yunus Emre Enstitüsü müdürü olarak görev yaptı. Hâlen İstanbul Medeniyet Üniversitesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Fars Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında öğretim üyesidir.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...