4 Eylül 2010, Cumartesi
Yazarlar
 Anasayfa
 Yazarlar
 Dizi / Röportaj
 Güncel
 Politika
 Ekonomi
 Gündem
 Sağlık
 Magazin
 Dünya
 Spor
 TV Yayın Akışı
 Hava Durumu

Arama

  Ara

 Arşiv
 

ÇOK OKUNANLAR

 
7  17 27  30 35  46
11/04/2009
 
2 12 14 25 26 2
15/04/2009

 


   
Beraber ahde bağlandık

09.08.2006

NECDET SEVİNÇ
necdet.sevinc@tercuman.com.tr


    YAZIYA sabâ makamıyla başlayacağız ama önce Şevki Bey'in yüz küsur yıl önce bestelediği şu uşşak ıstıraba kulak verir misiniz:
Arzu ediyor vuslat-can bahşını cânım,
Kurban olayım gözlerine ruh-i revanım.
Herhâlde gözlerine kurban olması yâr ile vuslata kâfi gelmemiş olacak ki; büyük bestekârımız cânana kavuşamadan ve henüz 31 yaşında iken bu dünyadan göçüvermiştir.
Giriftzen Asım Bey'in uşşak bestesinde "bigânelerle ünsiyet ettiği" için, kendisine "cihanı zindan ettiğinden" yakındığı cânan, öyle anlaşılıyor ki Suphi Ziya Özbekkan'a da çok acılar çektirmiştir.
Bakın, o muhteşem sâbâ bestede cânanı bâd-ı sâbâdan umutsuzca nasıl sual ediyor:
Ey bâd-ı sabâ, yâr ile vuslat
ne zamandır,
Bir kerre sual eyle ki; ruhsat
ne zamandır,
Dağ olsa bile eyleyemez
hicre tahammül,
Taş olsa erir, ateş-i hasret
ne zamandır?
Güftekâr Kayserili Pesendî'nin "ateş-i hasret" dediği, hasret ateşidir.
Tekir Yaylası'nda kurulan 17 bin çadırdan anlaşılıyor ki artık hasret bitiyor, Cânanla vuslat yakındır.
Ülkücü için cânanın Türkiye olduğunu Divan'ın divâneleri bilirler.
Ülkücülerin "Göksu'ya gidip, bir âlem-i âb eylemeyi" veya "ol gözleri âhu ile muhabbet etmeyi" bile Türkiye'ye duyulan aşk-ı ilahiye ihanet saydıklarını da bilirler.
O sebeple ne gülün rengini sevmiştir ülkücüler, ne bülbülün sesini!
İstiklâl Marşı şairimiz Mehmet Akif, Şerif İçli'nin Hüseyni makamında bestelediği güftesinde:
"Ezelden âşinanım, ezelden hemzebanımsın,
Beraber ahde bağlandık, ne olsun, yâr-ı cânımsın" diyor ya; ülkücüler, karşılıksız sevdikleri Türkiye'yi onun-bunun ayakları altında daha fazla ezdirmemek, Türk evladını da itilip, kakılmaktan kurtarmak için Erciyes'in doruğunda bir kez daha ahde bağlanmışlardır.
Hani biz yıllardan beri, Türklüğü düşüncesinin merkezine yerleştirmeyenlerin, Türk Milleti'nin şeref ve haysiyetini korumak gerektiğini dahi idrak edemeyeceklerini yazıp, duruyorduk ya; işte Türklüğü dillerinden düşürmedikleri gibi, gönüllerinden de çıkarmayan yüzbinlerce ülkücü, yol arkadaşı olacaklarına dair, söz verdiler Sayın Bahçeli'ye.
Sayın Bahçeli de onlara söz verdi.
Etnik ayrışmanın körüklendiği, Türk kimliğinin yerine Türkiyeliliğin yerleştirilmeye çalışıldığı, Türklüğe hakaretin de fiilen serbest bırakıldığı bir çöküş ve çürüyüş sürecinde, her türlü belâya meydan okuyarak dedi ki:
"Biz Türkiye'den ve Türk Milleti'nden yana tarafız.
Biz Türkiye'yiz.
Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek başkentten yana tarafız."
Bu sese cevap, bu meydan okumaya destek verilmelidir.
Öyle ise ateş-i hasretin bitmesi, Cânanla cânın vuslat olması için Bahçeli'den yana taraf olmak
gerekmez mi?







 






 
1.Sayfa | Hayattan | Gündem  | Yazarlar | Politika | Ekonomi  | Dünya  | Aktüalite  |  Spor | Künye


En basarili belediye baskanini siz seçin