PARTİZANLIK, siyasi bir hastalıktır. Yarım yüzyılı aşan çok partili hayatımızda, iktidara gelen her siyasi parti, kendi siyasal yandaşlarını kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirmiş, terfi ettirmiş, onlara haksız yere menfaat sağlamış, kamu ihalelerinden de onları yararlandırmıştır.
İktidara gelen siyasi partilerden hiç birinin partizanlık yapmadığını söyleyemeyiz.
Ancak, partizanlık derece derecedir. Kimi iktidarlar partizanlığın ölçüsünü kaçırmamış, kimisi ise özellikle işe alma, tayin ve terfilerde beceri, yetenek, başarı ve eğitim düzeyi gibi kriterler yerine siyasal yandaş olmayı yeterli saymıştır.
Partizanlık, koalisyon hükümetlerinde daha sınırlı; tek parti iktidarlarında ise daha yaygın olmuştur.
Hele cumhurbaşkanı ile başbakan aynı partiden ise partizanlığın ve adam kayırmanın sınırı yoktur.
Türkiye’de bunun ilk örneği Bayar-Menderes ikilisi, ikinci örneği de Gül-Erdoğan ikilisidir.
Birbirinden çok farklı iki örnek... Türbanlı eş şartı
AKP iktidarının ikinci döneminde, yani Sayın Gül Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, partizanlığın bütün sınırları aşılmış, CHP Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki’nin dediği gibi “Partizanlık ahıra kadar sokulmuştur.”
Üstelik AKP iktidarında partizanlık politikasının somutlaşan göstergesi türbandır.
Cumhurbaşkanı ve Başbakan eşlerinin türbanlı olduğu Türkiye’de artık Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın, Merkez Bankası Başkanı’nın ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri’nin eşleri de türbanlıdır.
Bunları, diğerleri izleyecektir.
Eşi türbanlı olmayan bürokratlar devlet kadrolarında yer bulamıyor.
Eşi türbanlı olmayan müteahhitler devletten ve belediyelerden ihale alamıyor.
ATV-Sabah ihalesinde bile partizanlık yapıldığını kimse inkar edemez. Körelen vicdanlar
BazI araştırma şirketleri, AKP oylarının yüzde 50’yi aştığını söylüyor.
AKP’li olmayana neredeyse hayat hakkı tanınmadığı için, buna şaşmamak gerekiyor.
Böyle giderse AKP’nin oyları yüzde 50’yi de geçer, yüzde 70’i de...
“Muhafazakâr eşcinsel” olduğunu söyleyen ve “Kadın olsaydım ben de türban takardım” diyen modacı Cemil İpekçi’ye bile kamu ihaleleri veriliyor!
Bugünkü iktidarın nimetlerinden yararlanabilmek için mutlaka AKP’li veya AKP’ye oy vermiş olmak şart değil. Tarikat ve cemaat mensubu olmak da yetiyor.
Hatta bazen AKP Hükümeti’ni Cumhuriyet tarihinin en iyi hükümeti ilan etmek bile yeterli.
Partizanlık insanların kimyasını bozmakla ve vicdanlarını köreltmekle kalmıyor, Türkiye’yi de sonu belirsiz karanlığa sürüklüyor.
Oysa Sayın Başbakan ne demişti:
“Partizanlık bizim kitabımızda yazmaz!”
Kitapta yazması şart mı?