4 Eylül 2010, Cumartesi
Yazarlar
 Anasayfa
 Yazarlar
 Dizi / Röportaj
 Güncel
 Politika
 Ekonomi
 Gündem
 Sağlık
 Magazin
 Dünya
 Spor
 TV Yayın Akışı
 Hava Durumu

Arama

  Ara

 Arşiv
 

ÇOK OKUNANLAR

 
7  17 27  30 35  46
11/04/2009
 
2 12 14 25 26 2
15/04/2009

 

bAŞKENT aRENASI
   
“Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır”

12.11.2007

METİN ÖZKAN



    İSTİKLAL Marşımızın yazarı Mehmit Akif Ersoy’un da dediği gibi;
“HAKKIDIR HÜR YAŞAMIŞ BAYRAĞIMIN HÜRRİYET, HAKKIDIR HAKKA TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLâL.”
Dünya toprakları üzerinde kaç babayiğit vardır ki ülkesi ve bayrağını korumak için bulunduğu mevziden düşman üzerine saldırmadan komutanına “Ölmek için emir bekliyoruz” diyebilsin?
Ülkesi, bayrağı, toprağı ve milli değerlerine bizden başka bu kadar bağlı bir millet var mıdır bilemiyorum; ama bildiğim bir şey var ki, birileri Türkiye üzerinde büyük hesaplar yapıyor.
Toplum olarak aslında yıllardır hep boyun eğdik birilerinin üzerimizden sınıf ve kitle siyaseti yapmasına. Ancak bugün oyunun adını değiştiren başka birileri, bizi temelden sarsıp ayrıştırabilmek için yeni bir oyunla; yani bölge halkı üzerinden etnik siyaset oyunuyla karşımızdalar.
Oyunun adı: BOP... Yönetmeni: ABD... Oyuncuları: Barzani, Talabani, PKK ve DTP.
Tabi yönetmen, oyuncu ve içimizdeki bozguncuların unuttukları bir detay var. O da ulusumuzun şanlı tarihine baktığımızda, bu yüce toplumun kendisini ateşe atan hainleri bir gün mutlaka bu ateşin içinde kül ettiğidir.
MHP oyunu bozuyor
BOP filminin yönetmeni ve oyuncuları ilk sahnede toplumu kışkırtmayı, ikinci sahnede ise MHP’nin gençlik kollarını oluşturan ülkücü gençleri sokağa çekmeye çalıştılar. Amaç Türk-Kürt kavgası çıkarmaktı. Fakat AKP’nin türban ve Cumhurbaşkanlığı mağduriyeti oyununu bozan MHP Lideri Devlet Bahçeli, tüm Ülkü Ocakları’na yolladığı talimat ile “Sakın oyuna gelmeyin” uyarısında bulundu.
“Kan kusup, kızılcık şerbeti içtim” diyen Ülkü Ocakları, sağduyulu davranarak sokağa inmeyip, hainlerin oyununu bir kez daha bozmayı başardı.
Ancak adında ve ruhunda hainlik besleyen yönetmen ve oyuncular bu kez Dağlıca ve Gabar’da sahneye çıktılar.
Oyunun üçüncü bölümünde yönetmenin talimatı ile kaçırılan 8 Türk askerinin teslim alınma sahnesinde katkı sağlıyor görünmek için yakasındaki TBMM rozeti ile PKK’lı katiller önünde el pençe divan duran DTP’li 3 milletvekili bu sahnedeki rollerini başarıyla oynadılar.
Şimdi!...
TBMM’de Türkiye Cumhuriyeti’nin onurunu korumak için and içip, namus ve şeref sözü veren PKK’lı teröristlerin kardeşi DTP’li vekillere bir tek sözüm var: Biz, verdiği şeref ve namus sözünü tutamayanlara ‘şerefsiz ve namussuz’ diyoruz. Siz ne diyorsunuz?
“Gereği yapılmalıdır”
Sİzden sadece “PKK bir terör örgütüdür, Türkiye Cumhuriyeti bölünmez bir bütündür ve asla parçalanamaz” demenizi istedik; ama siz bunu yapmadınız, yapamadınız.
Bırakın yapmayı “Bunu düşünmek bile bizi hiçleştirir” diyerek terör örgütünü kanatlarınız altına aldınız. “İnsan kendini inkar ettiği sürece hiç olmaya mahkum olurmuş” yoksa siz “Biz de onlardanız” mı diyorsunuz?
Sizler, yıllardır üzerinde yaşayıp her şeyinden faydalandığınız bu toprağa ve ülkeye ihanet ettiniz. Haydi kendinizden utanmadınız, bu devletin ekmeğini yiyen çocuklarınızdan da mı utanmadınız?
Unutmayın ki sizin atalarınız bu topraklar için bizimle Çanakkale’de omuz omuza çarpışıp şerefli bir şekilde şehit oldular.
Terörist leşine ‘Kürdistan şehidi’ diyerek bir avuç kuklanın siyasal uzantısı olan sizler, hıyanet ve delalet içindesiniz.
Dünyanın neresinde devleti yöneten kurum ya da kişi vardır ki, ülkesinin bölünmez bütünlüğüne zarar veren eli kanlı terör örgütü ile arasında organik bağ olan siyasi oluşumu meşrulaştırıp egemenliğin temsil edildiği en yüce makama elini kolunu sallayarak girmesine izin verir?
Hangi hükümet başkanı vardır ki, kendisine bağlı Silahlı Kuvvetlerin en üst yönetiminde bulunan kişinin (Genelkurmay Başkanı) terör örgütünün siyasal organı tarafından bölücülükle suçlanmasına izin verir?
Bu kadar demokrasi fazla değil mi?
“Demokrasi demokrasi” derken büyük zorluklarla kurduğumuz Cumhuriyetimiz hırpalanıyor farkında olmadan.
DTP’nin ağzından hiç düşürmediği demokrasi ve halk iradesi gibi süslü lafları bir kenara bırakarak, Başbakanımız Tayyip Erdoğan’a bir çağrıda bulunalım:
“DTP’nin kapatılması için referandum yapmayı düşünüyor musunuz?”
Hukuki boyutunu merak edenler için hemen anlatalım; Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ve Prof. Dr. Mümtaz Soysal’a sorduk, onlar da anlattı:
“Ulusal bütünlüğe aykırı davranış içinde bulunan DTP, özerklik isteği ve ulus devlet kavramına taş koymaktadır. Dolayısıyla bu bir kapatma gerekçesi olarak değerlendirilebilir. Bu tür istemlerle ortaya çıkanlar nasıl cezalandırılıyorlarsa, böyle bir isteği dile getiren bir siyasal parti de hukuk gereğince cezasını alır. Anayasaínın 68. maddesine, ulus devlet anlayışına aykırıdır ve gereği yapılmalıdır...”







 






 
1.Sayfa | Hayattan | Gündem  | Yazarlar | Politika | Ekonomi  | Dünya  | Aktüalite  |  Spor | Künye


En basarili belediye baskanini siz seçin